Sovyetler Birliği dağılınca Asya ‘daki Türk devletleri ile o günlerde çok büyük yakınlaşmalar olmuştu. Bizi onlardan ayıran tek fiziki engelin Ermenistan olduğunu biliyor ve onları oraya Anadolu Türk’ü ile birleşmesinler diye Cihan Savaşlarının galiplerinin, bilerek yaptıklarını söylüyorduk. Bu gün anladık ki tek engel Ermenistan değil, tek engel coğrafya değil, kendi içimizdeki aykırı zihniyetlerde bize kötü engeller çıkarlıklarını anladık. Bizi korkak, bizi ürkek, bizi sermayeye köle yaptılar. Eskiden, bizim uzaklarda öz kardeşlerimiz, kanımızdan canımızdan birileri var derken bu gün sadece kendimizi düşünür ve korumaya çalışır duruma geldik.
Avrupa Birliği ne gireceğiz diye yarım asırdır bekliyoruz. Onlar almayacaklarını biliyor; bizde oraya alınmayacağımızı bildiğimiz halde kapılarında bekleyip duruyoruz. Elbette yönümüzü medeni ülkelerden tarafa dönelim. Evrensel insan haklarından yana olalım. Demokrasiyi en iyi şekilde özümseyelim. Bilim ve teknikte ileri gidelim. Tüm ırklara, tüm inanç ve görüşlere saygılı olurken kendi öz benliğimize, öz değerlerimize sahip çıkalım. Elbette kendi ailemize, kendi yakınlarımıza sahip olup kolladığımız gibi kendi soyumuzdan gelen milletlere de özel ilgi gösterip yakınlaşmaya çalışalım. Bu gün dünyada yaşayan, özgür ve bağımsız Türk Devletleriyle yakınlığımızı ve akrabalığımızı dehada geliştirip birbirimize destek olalım. Kimsenin kimseyi kullanmayacağı, kardeşlik ve akrabalık ilkesi içinde birbirimize destek olalım. Küvetliysek gücümüzü birleştirerek dehada büyüyelim. Zayıfı koruyalım kollayalım. Gücümüzü kardeşlik ilkesi içinde birleştirelim. Bizi AB liğine almazlarsa almasınlar. Bizlerin kendi aramızdaki oluşturacağımız pazarlar ve yardımlaşmalar bize yeterde artar bile.
Kocaman bir Türk dünyası güç birliği bekliyor. Bu dediklerim ileride yüzde yüz başarılacak. Adriyatik ten Japon denizine kadar büyük bir coğrafyada bu duyguyla ve özlemle bekleyen kimi özgür, kimi esaret altında birçok soydaşımız bu birliği bekliyor. Bu ülkeler içinde bu kıvılcımı verecek, bu ateşi körükleyecek gücü Anadolu Türklerinden beklemektedirler. Biz eğer bazı devletler için bir umut olarak anılıyorsak hedefimizi buna göre belirlemeliyiz. Kardeşin kardeşe yükü yük sayılmaz. Kederlerimize ve sevinçlerimize ortak olduğumuzda gelecekte bir gün gelecek ve dünya Türkün mührünün vurulduğu zamanı yaşayacaktır.
Dış güçler dünyadaki soydaşlarımızla birleştiğimiz zaman neler yapacağımızı bildiklerinden bizi bir araya getirmemek için ellerinden gelen gayreti göstermekteler. Ne zaman kendi içimizdeki birliği sağlayıp kendimize gelsek başımıza birçok problem musallat etmektedirler. Bize önce sağ sol diye gençlerimizi birebirine tutup yıllarca sokaklarımızı kan gölüne çevirdiler. Daha sonra Ermeni Çetelerinin konsoloslarımızı şehit etmeleri ve oda bitince kardeşin kardeşe saldırdığı PKK diye bir örgütü başımıza musallat ettiler.
Ne yaparlarsa yapsınlar bundan sonraki zaman Türkün ve Türk birliğinin olacaktır. Dünyada adalet sağlanacak küvetlinin zayıfı ezmediği, ne çok aç nede zengininin çatlayana, patlayana kadar yemediği bir düzene Türk’ün kuvvet ve gücü ile gelinecektir.
Evet, bu dediklerim’’ Robinson Hikâyeleri’’ gibi şimdilik bir hayal gibi görünebilir. Yalnız hayalini kurmadığımız bir geleceğimizin de olamayacağını bilmemiz gerekir. Hayallerimize adım adım sindire sindire ulaşmalıyız. Bunun içinde çok çalışmalıyız. Kesinlikle birebirimizi sevmeliyiz. Büyük Atamızın bizlere dediği gibi çağdaş ve aydınlık bir gelecek için’’ aklın ve bilimin’’ yolundan ayrılmadan tüm bilimleri almasını ve kullanmasını öğreneceğiz. Dünyadaki tüm soydaşlarımıza umut olmak için, birlikte hareket etmek için, hiç kimseye ezilmemek için, kimseyi ezmemek için cumhuriyetimize sahip çıkmalıyız. Tarihte kurduğumuz devletlerin uzun ömürlü olması Türk’ün vicdan sahibi ve adalet duygusuyla hareket eden vicdanından kaynaklandığını unutmayalım.
( NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE)