Menü Kırıkkale'yi bizden sorun...
İSMAİL DURSUN KUZUCU

İSMAİL DURSUN KUZUCU

Tarih: 05.08.2014 10:42

HASANOĞLAN

Facebook Twitter Linked-in

ATATÜRK
İLKÖĞRETMEN OKULU

Hsanoğlan Öğretmen okulu, Açık Hava Anfi Tiyatrosunu oraya giden herkes bilir. İşte oradaki yedi yıllık öğrencilik serüvenimiz burada yapılan imtihandan sonra başladı. O gün bizim köyden yaklaşık otuz üç kişi imtihana girdi ve bunun yirmi beş kişisi kazandı. Daha sonrada diğer arkadaşların büyük bir kısmı yedekten çağrıldı. Hasanoğlan dan köyümüze giderken on iki kişilik minibüse otuz beş kırk kişi binerek kırılması güç bir olaya imza attığımızı bugün gibi hatırlıyorum. İmtihanı kazananlar çok neşeliydi. Kazanamayanların babaları hem üzgün hem de kendi çocuklarına kızarak ‘’onlar imtihan kazanamadılar, kazanan çocuklar onların üzerine basarak oturabilirler’’ diyerek rencide ettiler. Köye vardığımızda annelerimiz ve köy halkının geç vakit olduğu halde yollarda ve evlerin bacalarında heyecanla bizleri beklediklerini gördük.
Köyümüz rakımı yüksek Çelebi Dağı nın eteklerinde olduğu için kuru tarım ve hayvancılıktan başka bir geliri yoktu. Köyümüzün ilk öğretmenlerinin tekrar köyümüzde öğretmenlik yapmaları bizim için büyük bir şans olmuştu. Adımızı artık’’ Mektep Uşağı’’koymuşlardı. Gideceğimiz okulun sonunda öğretmen olacağımızı biliyorlardı. Gittiğimiz her ortamda ya ‘’muallim Bey’’ ya da ‘’mektep Uşağı’’ şöyle buyurun diyorlardı. Her şeyin en iyisini bize teklif ediyorlardı. Köyümüzün insanları eğitim ve öğretime o kadar büyük önem veriyorlardı ki aksakallı ihtiyarlar bile bulunduğumuz toplantılarda ve ortamlarda bizlere iltifat etmekten geri kalmıyorlardı. Biz de o günkü şartlarda dünyanın en iyi mesleğini seçtiğimiz için çocuk aklımızla ne kadar mutlu ve gururluyduk, bilemezsiniz.
Okulu kazanıp gidenler için artık Hasanoğlan, yeni bir yuva, yeni bir aile ortamı olmuştu. İlk zamanlar anne, baba, köy özlemi dayanılmaz bir sızı gibi içimize işliyordu. Ülkemizin o günkü şartlarında ulaşım ve haberleşme imkansıza çok yakındı. Ülkemizin özellikle İç Anadolu bölgesinden gelen arkadaşlarımızla kaynaşmaya başladık. Öğretmenlerimizin anne ve baba şefkatiyle bizlere yaklaşmaları ve eğitim müfredatımızın bizlere verdiği destek yüzünden köyümüze gidince de okulumuzu özlemle arar olduk.
Hayatımızın o en güzel, on iki ile yirmi yaş arası delikanlılık çağını kızı ve erkeği ile burada yaşadık. Hasanoğlan a gel ipte aşık olmayan hemen hemen yok gibidir. Okulumuzun sevdası da aşkı da bir başka olurdu. Burada herkes ölesiye sever ve de sevilirdi. Buranın yazında ‘’Aşıklar Caddesinde’’ sevdiği ile volta atmak, açık havada çamlar altında gezmek, okulun sınamasına beraber gitmek ve herkesin sevdiğine şair tadında şiir yazmak herkesin becerdiği bir işti. Kışlarında ise öğrenci lokalinde çay içmek, bohça yemek, kolarüfer peteğinin başında saatlerce kafa kafaya sohbet etmek, kartopu oynamak, biri birinin ödevini temize çekmek güzel geleneklerimizdendi. Sevenler biri birilerini saf ve tertemiz duygularla severdi.
Okulumuzda bizim hayatta başarılı olmamız için her türlü ortamı hazırlayıp bizlere sundukları için, Köy çocuklarının okumalarına imkan sağladıkları için, her köyümüze ışık götürdükleri için bu okullarımızın kurulmasında ve yaşatılmasında emeği geçen herkese teşekkürlerimi ve şükranlarımı sunuyorum.
Hasanoğlan Atatürk Öğretmen okulumuz bizi zengin etmedi ama üniversitenin mastırını yapan kişi bir konuda uzman olurken okulumuz, bizi her konuda bilgimizin olduğu uzmanlar olarak yetişirdi. Burada okuyan herkesi ama herkesi adam gibi adam etti.
Bugün bu okullarımızı ortadan kaldıranlar geleceğe ait karanlık bir zamanın temelini attılar.
Bu okullarımızı siyasi yönden eleştirenler şunu çok iyi anlasınlar ki buradan mezun olanlar hangi siyasi görüşe sahip olursa olsun içlerinden vatan haini, bölücü, bayrak düşmanı çıkmamıştır. Sadece ülkemizi çeşitli yollardan geliştirip medeni ve hür ülkelerin seviyesine gelmesini sağlayan zihniyetler yetiştirmişlerdir. Bugün geriye dönüp baktığımda tüm arkadaşlarımızın mücadelesi başka yollardan; haksızlık, adaletsizlik ve emperyalizme karşı gelip baş kaldırma olduğunu anlamışızdır. Şunu da çok iyi anladık ki o günkü mücadele eden tüm guruplar bu gün NE MUTLU TÜRKÜM diyebiliyorlar. O gün kafası kumda mücadeleden kaçanlar; çölde çıkan bir çakır tikeni gibi büyüyerek Atatürk ün getirdiği tüm yenilikleri tehdit ve yok etmeye başladılar.


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —