Hepimizi derin bir üzüntüye sevk eden 31.03.2015 Günü yapılan İstanbul adliye baskını ve akabinde çıkarılan yayın yasağı, ilk bakışta olması gereken bir durum gibi görünüyor. Elbette tüm terör örgütlerinin yaptığı propagandalar hiçbir resmi ve özel yayın organlarında yayınlanmamalı. Şer güçlerinin emellerine hizmet edecek tüm etkinliklerinden kaçınmak gerekir. Ülkemizi ve insanımızı ilgilendiren konularda hepimiz ortak hareket etmeliyiz. Çünkü bindiğimiz geminin yara alması, batması hepimizin sonu olacağını bilmeliyiz.
İstanbul adliye baskınında, anında terör baskınına basın yasağı çıkarılırken, geçmişte olan terör eylemlerini bangır bangır basın organlarında söylenmesi ve yazılmasını nasıl izah edeceğiz?
Unutamadığımız ve eşkıyanın ayağına mahkeme kurduğumuz, otobüsün üzerinde eşkıyanın halkı selamlayarak kahraman edaları ile gelmeleri eşkıyanın propagandası değil miydi?
Kandil' e kendi seçtiğimiz vekillerin eşkıyanın dayatmalarıyla gidip gelmeleri terörün propagandası değil mi?
Nevruz kutlamaları adı altında Apo'nun resimleri ve renkli paçavralarla gövde gösterisi neyin propagandasıdır?
Ankara'nın göbeğinde yapılan bir partinin kurultayında açılan renkli paçavralar, terör örgütü liderinin resimleri ve konuşmacıların söylemleri kimlere mersiyeler düzüyor?
PKK'nın yasalaşmasının önü açılmış ve paralel devlet oluşturma çalışmaları belli bir bölgede vergi toplayıp denetim yapar duruma gelmiştir.
PKK'nın ve uzantılarının ülkenin birliğini bozma ve bölücülükle ilgili her türlü faaliyetleri hemen her gün tüm yayın organlarında yerini almış ve bu bölücü örgütün tüm faaliyetleri halk tarafından izlenir duruma gelmiştir.
Şimdi bu kadar çok olaylar ve örgüt propagandaları olurken İstanbul adliyesindeki menfur olaya hemen yasak getirilmesi yapılan başarısız polis müdahalesi zihinlerin karışmasına neden olmuştur. Olayları şöyle sakin kafa ile değerlendirildiğinde rehin alınan savcımızın şehit mertebesine varmadan sağ salim kurtarabilirdik herhalde. Yapılan müdahale bir kurtarmadan ziyade olayı bitirme veya geriye hiçbir delil bırakmama gibi bir ortamın oluşmasına sebebiyet vermiş olmasın?
Elbette terörün propaganda yapması engellenmeli. Önüne set çekilmeli. Peki, her ortamda PKK Terör örgütünün söylemlerini, bazen Kandil ağzından, bazen seçilen siyasilerden, bezen de paralel diye adlandırdıkları şehir yapılanmasından anlatılanlar, terör örgütünün propagandası değilse, nedir?
Yaklaşık otuz beş kırk yıldır ülkemize büyük acılar yaşatan terör örgütü PKK, her ortamda propagandasını yapmıştır. Tüm bu olanlara şehit ve gazi yakınları, duyarlı vatandaşlarımız bağırlarına hançer saplanmış gibi yaşamaktadırlar. DHKP-C terör örgütünün yaptığı eylemler yasaklanırken, yıllarca katmerlenmiş acılarımıza sebep olan PKK'nın da her türlü propaganda ve eylemleri yasaklanıp faaliyetleri kısılmalıydı. Belki de birine göz yumup birini kısıtladığınız bu örgütlerin birbirinin taşeronu olmadığını nereden biliyorsunuz?..
