İSMAİL DURSUN KUZUCU


Tarihe Yön Veren Türk Milleti Olacaktır


Köyümüzün kerpiç yapılı gaz lambasıyla aydınlanan bazı evlerini ogün tatlı bir telaş bürümüştü. Aşağı yukarı üç beş evden birinde, bir veya iki çocuk öğretmen okuluna gidecekti. Bu durum ilimizde ve yakın köylerde bizi okutan öğretmenlerimizin ve köyümüz okulunun haklı bir ün yapmasına neden olmuştu.  Bugün çocukların okuması için şehirlere giden aileler, o günler de ise çocuklarını köye gönderip okutmaya çalışıyorlardı.

Ogün, öyle zannediyorum kiKaraağaç Köyü´nün, gaz lambalarıyla aydınlanan evlerin birçoğu hiç sönmeden sabah oldu. Sabah olmasıyla köy meydanında beklide on beş tatile kadar göremeyecekleri çocuklarını uğurlamak için köyün meydanına, tüm köylü toplanmıştı. Herkes neşe ve kederi bir arada yaşıyordu. Yaklaşık on beş kişilik dolmuşa otuz kişi civarında veli ve çocuklar, balık istifi gibi doluşarak Hasanoğlan´ın yolunu tutmuştuk.

Okula ilk vardığımızda beni en çok etkileyen, daha sonrada her sabah toplandığımız ve okul müdürün kısa bir konuşmasından sonra sıra ile sınıflara alındığımız Atatürk Büstü´nün bulunduğu kocaman meydan gelirdi.  Burası önce köyden gelen arkadaşlarımız, daha sonraları ise yeni edindiğimiz arkadaşlarla buluşma noktamız olmuştu.

Okulumuz Orta Anadolu´dan gelen,ilkokulu bitirdikten sonra iki aşamalı imtihanı kazanan çocukların geldiği, ilkokul öğretmeni yetiştiren bir okuldu. Öğretmenlerimizin anlattığına göre, bizim okulun Türkiye´nin en önemli okullardan bir tanesi olduğunu, burayı bitirince Anadolu´nun kuş uçmaz, kervan geçmez köy ve mezralarına öğretmen olarak atanacağımızı, oralara´´ ışık´´ olacağımızı söylüyorlardı. Gerçekten bu okullarda yetişen kız ve erkek tüm arkadaşlarımızda Türk bayrağının dalgalandığı her yere seve sevegideceklerini söylüyorlardı. Okuryazar oranının çok düşük olduğu genç Cumhuriyeti geliştirmek,  yüceltmek bu okullarımızda okuyan her Türkçocuğunun birinci ve öncelikli amacı olmuştu. Vatan, millet, bayrak sevgisi her sevginin üzerinde, bir nakış gibi bu okullarımızda eğitim gören her arkadaşımızın benliğine kazınarak yazılmış bir alınyazısıydı.

O günlerde sağ ve sol diye ikiye ayrılan Türk siyasetinin ne olduğunu anlayamayacak kadar çocuk yaştaydık. Bu görüşlerin öncüleri, ana ve babası yanında olmayan yatılı okul öğrencilerini hedef alıyorlardı. Her iki gurupta var gücüyle kendi dünya görüşlerini çocuk yaştaki öğrenciler üzerinde kabul ettirmeye çalışıyorlardı.

Bize yakın olan ağabey veya abla guruplarımız, milliyetçi ve muhafazakâr gurupta oldukları için bu görüşe ait ogünkü siyasi her bilgiyi bize veriyorlar ve komünizmi bize bir öcü ve ülkemiz ve dinimiz için en büyük tehlike olarak anlatıyorlardı.

Yine aynı hareketler sol dünya görüşüne ait kişi ve partiler, emeği ve çalışmayı savunurken sermayeyi ve bölüşme ile ilgili soluğanlarla, milliyetçi görüşü kendi gelişmeleri için en büyük engel olarak görüyorlardı.

Aradan yıllar geçti solun siyasi temsilcisiCHP ile sağın ve ülkücü görüşün temsilcisi MHP,birlikte hükümet kurdular. Çokta iyi oldu. Aslında biri birlerini anlamadıkları, anlaşılmayan çokta bir şeyleri olmadığını anlamış oldular.

Konu vatansa, milletse, bayrak ve Atatürk´se hiçte başka düşünmüyorlarmış. Din zaten herkesin kendine ait ve kimsenin kimseyi zorlama yapamayacağı yüce bir duyguydu.

Aradan yıllar geçti sağ ve sol guruplar memleketin sorunları için itişip kalkışırken yeni bir gurubun, yeni bir oluşumun temelleri oluşturulmuş, filizlenmiş, olgunlaşmaya başlamıştı. Bu oluşum büyüme ve emekleme çağında varlığını sürdürürken hep ağızlarında din iman olunca, ülkücü ve milliyetçi gurubun bazı damarlarını okşadığından, özellikle MHP´liler tarafından da himaye görüyorlardı.

Yetmişli yıllarda özellikle solla mücadele eden, temeli Türk milliyetçiliğine dayanan MHP´nin çok önemli bir gençliği vardı. MHP´nin mecliste olmadığı veya üç milletvekili ile temsil edildiği zamanlarda ağırlığı, ülkenin her yanında hissediliyor, sağ cenahta hesaplar hep MHP ve MHP gençliğine göre hesap ediliyordu. MHP´nin lideri Türkeş´in bir söylemi bir hareketi ülke gençliğinde geniş yankı buluyor,MHP´nin gençliği ile cadde ve sokaklar inim inim inliyordu.

Sağda ve solda olan tüm gençler kendilerini memleket meseleleriyle alakadar olmak için sanki borçlu hissediyorlardı.

Aradan geçen zaman, maalesef bu iki gurubunitişip kalkışmasından görmedikleri, üçüncü gurubunoldu. Her haksızlığa başkaldıran sağ ve sol gençliğin yerine sadece liderinin haklı ve doğru olduğu ümmetçi bir gençliğin yetiştirildiğini anladıklarında işin işten geçtiğini demaalesef geç anlamış oldular.

O günlerde tam bağımsız Türkiye için Amerika´ya, Rusya´ya, her türlü emperyalizme kafa tutan, bunun için yağlı ilmekleri boğazına geçiren gençlerimiz varken, bugün ben bilmem liderim bilir, şeyhim bilir diyen duyarsız, tutarsızherşeye teslim olmuş bir gençliğimizin çoğunlukta olması, geleceğe ait derin endişeler oluşturmaktadır.

Bizim, ülke olarak en büyük zenginliğimiz, dinamik ve genç insan gücümüzdür. En büyük yatırımı ve eğitim harcamalarını gençliğimize yapmalıyız. Tarih boyunca hür ve bağımsız yaşamız ecdadımızıngelecekte de hep var olmasını istiyorsak gençlerimizin önünü açmalı, geniş bir dünya görüşüne sahip olmaları için her türlü desteği vermeliyiz. Gençliğimize hür olmayı, hür kalmayı, bağımsız düşünmeyi öğrettiğimiz zaman ileride tarih yazan, TARİHE YÖN VEREN, TÜRK MİLLET OLACAKTIR.

  • Çarşamba 12.1 ° / -0.8 ° Güneşli
  • Perşembe 12.1 ° / 0.1 ° Güneşli
  • Cuma 12.3 ° / 1 ° Güneşli