Sene başından beri sakatlıklarla ve eksiklerle mücadele eden takımımız, Kuşadası deplasmanına tek eksikle gitmişti Bu maçtaki beklenti, diğer maçlara göre de fazlaydı. Çünkü şu ana kadar ki puan kayıpları için öne sürülen olumsuzluklardan –yoksa bahane mi diyeyim bilemiyorum- birisi takımın tam kadro olmayışıydı.
Maçın sadece kısa bir bölümünü izleyebildik. Onda da mücadele etmeye çalışan bir takım gördük ama maçın genelini izleyemediğimiz için tam bir yorumlama yapamayacağım. İzleyenler de takımın iyi mücadele ettiğini ve mağlubiyeti hak etmediğimizi söylüyorlar. Tabii sonuç olarak puansız evimize döndük.
Yani takımın eksik olmaması kötü gidişi engelleyemedi. Bir diğer konu da deplasmanda kazanıp evimizde kazanamama durumuydu. Bunun için de taraftar baskısından bahsediliyordu. Bu mağlubiyetle beraber "İç sahada futbolcular etkileniyor, taraftar yüzünden kazanamıyor, deplasmanda o yüzden iyiyiz" söylemleri de boşa çıkmış oldu.
Neresinden bakarsak bakalım 6 maçta 6 puan iyi değil. Gidişat maalesef kötü.
****
İnternette gezerken bir fotoğraf gördüm. Fotoğraf Kocaeli Süper Amatör kümedeki bir mahalle takımına aitti. “Mahalle takımı” sözü bazen küçümsemek anlamında da kullanılır ama burada mahalle derken küçümsemek anlamında yazmıyorum, gerçekten mahalleye bağlı bir takımdı Beylikbağı. Fotoğraf ise Beylikbağı-Karamürsel maçında ev sahibi takımın görsel şovunu içeriyordu.
Beylikbağı, Kocaeli’nin Gebze ilçesine ait 12 bin civarı nüfuslu bir mahalle. Buranın bir de Beylikbağı Tayfa adında taraftar grubu var. Yaklaşık 20 bin liraya mal olan bir koreografi(atkılar dahil) hazırlamışlar. 12 bin nüfuslu yerde maçı izleyen yaklaşık 1500 civarı taraftarı vardı. Bu takımın önceki maçlarına ve şovlarına da baktım, hepsi birbirinden güzel ve özenliydi.
Beylikbağı Tayfa grubunun başkanı Emre kardeşimize ulaştım ve telefonla konuştum. Profesyonel liglerde bile olmayan bu tribün başarısını nasıl elde ettiniz diye sordum. Başlattı anlatmaya.
13 yıllık bir taraftar grubu olduklarını, mahalle ve aile kültürünün samimi şekilde yaşandığını, hiç kimsenin menfaat beklemeden sevdiğini, tribün dışında birçok sosyal projelere imza attıklarını(Yardım tırı gönderme, Giresun’daki sele yardım, şehitler için yürüyüş, okul boyatma vb.) anlattı. Maçlarına ve sosyal projelerine çevre ilçelerden bile gelenler olduğunu söyledi.
Maddi kısmı nasıl hallediyorsunuz diye sordum. Kendi ceplerinden vermelerinin yanı sıra esnafların da ilgili olduğunu ve herkesin takımla bütünleştiğinden bahsetti. Beylikbağı takımı grubunun en az bütçeli ve geliri olan takımı. Buna rağmen 5 maç sonunda 2 galibiyet 3 beraberlikleri var. Kulübün en büyük başarısı da süper amatörde oynamak. Henüz bölgesel amatör lig bile görememişler.
Kulüp başkanı emlakçı. Zengin değil ama kulüp için gecesini gündüzüne katıyor. Yöneticiler de yardımcı oluyor. Kulübe maddi girişler olmadığı için bir rant ortamı da olmuyor haliyle.
***
Beylikbağı’nda neler olduğunu özetlersek;
*Kulübü için gecesini gündüzüne katan, menfaat beklemeyen ve taraftarıyla her maç kavga etmeyen kulüp yönetimi,
*Mahallemin takımı deyip reklam bile yapmadan menfaatsizce sahiplenen esnafları,
*Hiçbir başarı gözetmeksizin destekleyen, sosyal projelere imza atan, koreografileriyle, tribün şovlarıyla her koşulda takımını sahiplenen, tüm şehri de buna ortak eden ve menfaat beklemeyen büyük taraftarı,
*Sağa sola atar yapmayan bir taraftar grubu…
Şimdi sormak istiyorum, Kırıkkalespor olarak yukarıda sayılanlardan hangilerine sahibiz? 12 bin kişilik bir mahallenin yaptığını daha büyük imkanlara sahip bir şehir yapamıyor mu?
Biraz oturup düşünüp her kesimin üstüne düşeni yapması gerekiyor.
Gümüşhane maçı en kritik maçlarımızdan birisi. Artık yönetim yönetim gibi durmalı, taraftar taraftarlığını yapmalı, futbolcu da nerede olduğunun farkına vararak mücadelesini ortaya koymalıdır. Köşe yazarları da köşe yazarlığını bilmeli.
Bu şehrin başka profesyonel takımı yok. Buraların kıymetini bilelim. Profesyonel ligde böyle ayrışırsak düşünce tekme vuran çok olur.
Menfaatsizce sevenlere sevgi ve saygılarımla…