CÜNEYT TÜRKOĞLU


Gol nedir, nasıl atılır?

Gol nedir, nasıl atılır?


Sincan maçında tribündeydim. Maçı yorumlamaya geçmeden önce Kırıkkalespor futbolcularının ve teknik direktörünün tanımını ve nasıl yapıldığını unuttuğu, biz futbolseverlerin haftalardır özlemini çektiği, futbolun meyvesi olarak adlandırılan “gol”ün tanımını yaparak yazıma başlayacağım. 


TFF’nin “Futbol oyun kuralları” kitapçığında tanım şu şekilde verilir:

Gol: Bir gol, golü atan takımın gol öncesi oyun kurallarını ihlal etmemiş olması şartıyla, topun tamamının kale direkleri arasından ve üst direğin altından kale çizgisini geçmesi ile yapılır.

Maçtan yaklaşık 45 dakika önce tribüne geldim. Bizim futbolcuların kaleye hazırlık şutları çekmesini izledim. İnanın o hazırlık şutlarında dahi yukarıda tanımını yaptığım golü bulmakta zorlandık.  Oyun kurallarında gol olması için “ihlal etmeme şartı” aranır. Yani golden önce ofsayt olmayacak, faul olmayacak. Artık ofsayttan gol bulsak bile sevinir hale geleceğiz. Burada suç yönetimde mi, hoca da mı yoksa forvet diye konulan futbolcular da mı onu inceleyelim.

Yönetim:
Golcü olmadığı biliniyor, bunun için amatör kümeden oyuncu aldılar, tutmadı. Yeni transferler yapıldı, olmadı. İyi bir forvet aldılar mı? Hayır. Otoparklardan para geliyor, belediye artık destek verecek. Yani para muhabbetini biraz rafa kaldırsak da futbol adına da ufak icraatlar yapsak olmaz mı sevgili yönetim?

Hoca:
Gördüğümüz kadarıyla takımı tek forvet oynatıyor. Kanatlardan Osman ve İsmail forvete yardımcı olmaya çalışıyor. Ortadan Uğur canı isterse forveti besleyecekmiş. Daha doğrusu hoca böyle bir taktik vermeye çalışmış gibi duruyor. Maçın başında 2 pozisyona girdik. Birinde Yahya kaleci ile karşı karşıya kaçırdı, diğerinde ise Adem kendi çabasıyla topu kaptı, kaleciyi geçti ama gol olmadı. Yani bu pozisyonlarda bile organize bir atak yoktu. Takımda organizasyon denen bir şey yok. Topu alan ileriye vuruyor, kim alırsa forvete indirmeye çalışıyor. Kimisi topu ve başını alıp pılısını pırtısını toplayarak korner bayrağı ile haşır neşir oluyor, kimisi de forvete pas vereceğim diye rakip defansa topu nişanlıyor. Ne pas var, ne top indirme var, ne kontra atak  var. Yani bu takımda etkili bir forvet de olsa bu oyun planı içinde sabaha kadar biz gol atamayız. Hocamızın oyunu okuma özelliği de maalesef hiç yok. Oyuna yedekten oyuncu giriyor, oyuncuya “hadi çabuk ol” diyor. Girerken bir taktik verse, şunu yap dese anlarız. Bu bile takımın sistemsiz ve boş oynadığını gösteriyor. Sevgili hocam ya kendini veya oyun planını değiştir, ya da kulübünü değiştir.  Kusura da bakma.

Forvet:
Forvette Yahya oynuyor. Fiziği fena değil gibi. İlk yarıda karşı karşıya topu kaleciye nişanladı. Onun dışındaki pozisyonlarda etkili bir forvet izlenimi vermedi.  Çok top da gelmedi ama geldiği zaman da golü atmasını bilen bir oyuncu olmalı.

Genel anlamda takımımız maçın başında arzuluydu. Golü bulamayınca yavaş yavaş oyundan düştük. İkinci yarı ise maç tamamen Sincan Belediyespor’un kontrolünde geçti. Neyse ki onların forvetinin de bizimkilerden aşağı kalır yanı yoktu.  Biraz iyi forvetleri olsa rahat golü bulurlardı.  Maçta bizim adımıza en dikkat çeken isim Adem’di. Yüreğini, sevdasını ortaya koyarak oynuyor. Ondan sonra da Tayfun önemli kurtarışlar yaparak  gol yememizi engelledi. Tayfun’un en büyük eksikliği maalesef kale vuruşları. Oyun başlatmada bariz eksikliği var. Umarım çalışarak o da bu eksikliğini giderir. Sol bek oynayan Yasin, bu maçta fena değildi. Duyumlarım önceki maçlarda kötü oynadığı yönündeydi ama bu maç istekli gibiydi, çok da hata yapmadı. Sağ bek oynayan Emre’yi ilk yarı beğendim. Bindirmeler yaptı, topları kesti, mücadelesini etti ama bizim takımın genel özelliğine o da kendini kaptırdı. İkinci yarı sahada yoktu, çok hata yaptı. Rakip o kanattan da fazlaca gelmeye başladı. Defansın göbeğinde oynayan Ramazan ve Tunahan ise vasat futbolu aşamadılar. İlk yarı pek iş düşmedi ama ikinci yarı rakip üzerimize gelmeye başlayınca onlar da dökülmeye başladı.  Sağ açıkta oynayan Osman İnci enteresan bir oyuncu. Topu alınca gidiyor gidiyor ama sonrasını getiremiyor. Getiremeyince de o kadar gittiği bir işe yaramıyor. Donanım var, yeterli yazılım yüklenmemiş. Çalışınca iyi bir açık olabilir ama bol bol orta çalışması gerekiyor. Sol açık oynayan İsmail’i beğendim. Topu ayağına alınca oyunu hareketlendirmeye çalışıyor, topla ilerleyebiliyor. O da ikinci yarı oyundan düştü. Biraz daha forvete yakın oynayıp golü arasa daha faydalı olabilir. Orta sahada oynayan Serkan ise sahanın en kötüsüydü. Aldığı topları ezdi, rakibe verdi, kritik hatalar yaptı. Yalova’ya geçmişte attığı gol dışında bu takıma pek bir şey veremedi. Celal gelince forma şansı bulacağını pek düşünmüyorum.  Bir de meşhur, kendisinden çok şey beklenen ve hiçbir şey yapamayan Uğur var ki ona sonra  ayrı bir yazı yazacağım. Oyuna sonradan giren oyuncular da bir varlık gösteremedi. Yeni transferler de neden oynamadı onu anlamak da zor.

Evet, bir haftayı daha golsüz ve kötü futbolla geçtik. Takım ne hikmetse ikinci yarı sahadan siliniyor. Kondisyon eksikliği bariz belli oluyor. Bu hocanın eksikliğinden mi yoksa oyuncuların yeteri kadar çalışmadığından mı oluyor ona kendileri karar versin. Bizi pek parlak günlerin beklemediği aşikar.

Hepinize hayırlı bayramlar dilerim.

  • Cumartesi 6.3 ° / -0.3 ° Güneşli
  • Pazar 6.6 ° / -1.4 ° Güneşli
  • Pazartesi 8.5 ° / -1.9 ° Güneşli