MHP´deki belirsizlik, kaos ortamı MHP´ye gönül verenleri deriden üzüp, yaralarken bazı rakiplerini, istemeyenlerini ziller takıp oynayacakları ortamlar yaratılmıştır. MHP kendi içinde çözmesi gereken basit durumları sen, ben kavgasına dönüştürerek bu durumdan en çok bu partiye gönül verenler etkilenmiştir. Parti adata büyük bir belirsizliğin içine sürüklenirken, etrafındaki vampirler dişlerini gıcırdatarak, el ovuşturarak beklerken, durum adata koltuk savaşına dönüşmüştür.
Ben MHP Genel Başkanı olsaydım:
Kuvvetli bir şekilde karşıma çıkan parti içi muhalefeti daha görür görmez, sezer sezmez karşıma çağırırdım.
Gelin bakalım.
Ne istiyorsunuz? Derdim.
Bu partinin ne zor ve meşakkatli yollardan ne badireler atlatarak geldiğini söyler´ Aman ha bana birşey olsun yalnız MHP´ye, Ülkücü Harekete bir şeyler olmasın´ derdim. Genel merkezdeki herkesi bir masa etrafında toplar;
Arkadaşlar:
Bazı ülküdaşlarımız partimizin gidişatından memnun olmadıkları için bir yarış başlatacaklarmış. Bizim partimizde sen ben kavgası olmaz. Kim bu işi daha iyi yapacaksa, sancağı kim daha ileriye götürecekse lider o olmalıdır. İtişmek, kalkışmak, ayrışmak bizim partimize yakışmaz. Hele Ülkücü geleneğe hiç yakışmaz. Benim üzerimde hem partimizin kurucusu ve ebedi lideri Alparslan Türkeş´in, hem de geçmişte partimizin meşakkatini çekmiş, demir parmaklıklar içinde hayatını geçirmiş, bu yolda birçok olumsuzluklar yaşayanlarımıza saygımız ve sorumluluklarımız vardır. Bizi seçen delegelerimizin görüşleri doğrultusunda önce Tüzük, hemen sonra Seçimli Kongre´yi toplayalım derdim. Çünkü hiçbir makam ve mevki bir tek ülküdaşımın gönlünün kırılmasından, onu kaybetmekten daha önemli değil, derdim.
Onlara kesinlikle bir ağabey bir baba şefkatiyle yaklaşır haydi benim Bozkurtlarım, aslanlarım Anadolu´nun dört bir tarafına dağılın. Anlatın bu halka ülkenin durumunu, dağılan siyasi istikrarı, MHP´ ye niçin ihtiyaç olduğunu, MHP´nin ülkenin mayası, birliğimizin ve beraberliğimizin teminatı olduğunu anlatmaları için çalışırken onları buğulu gözlerle takip edip, zevkten ve heyecandan dört köşe olurdum. Anadolu´nun her yanında yeni bir heyecan ve umut yaratan Genel Başkan adaylarımızın halkta yarattığı istek dalga dalga yayılırken inanıyorum ki MHP´ye gönül veren herkeste büyük bir heyecan ve arzu olurdu.
Ah bir Genel Başkan olsaydım:
?´Kesinlikle yerimde oturmaz, kıskanç, bencil, az olsun benim olsun demez, kendi yetiştirdiğimiz Çınar´ın kuruyup yok olmasına müsaade etmezdim. Kendi ellerimle Ülkü´me benden sonrada su verip yeşil ve diri kalmasını sağlayacak evlatlarımın, torunlarımın gelmesini, yerimi almalarını sağlardım.
Biliyorum bazılarınız´´Aaaa senden genel Başkan olur mu´´ dediğinizi duyar gibiyim.
Kesinlikle alçak gönüllülük yapmadan doğrudan söylüyorum.
Benden çok iyi bir genel başkan olurdu.
Nasıl mı?
Çünkü iyi bağırır iyi çağırırdım!!! Mikrofon olmadan sesim salonun her yanında çınlar!!! İyi şiir okur, güzel şiirler yazardım. Ot çöp üzerine en az bir saat, vatan millet ve ülkem üzerine saatlercekâğıttan okumadan konuşurdum. Halkıma önce kızar, sonra cami yaptıracağım ve din iman edebiyatıyla dağılan oylarımı kat ve kat geri almasını bilirdim!...
Milet bu uğurda canını verip şehitlerimiz varken, bir koltuk için olumsuz çalışmalar yapmaz, tüm enerjimi vatan millet düşmanlarıyla mücadeleye ayırırdım.
Tüm teşkilatlarıma ?Acil ve emrimdir´ yazısı göndererek parti içi mücadelelere karışmamalarını ve aday olan tüm genel başkan adaylarına illerine gelmeleri ve gitmelerin de gerekli ilgi ve alakanın gösterilmesini ister hiçbir ülkücünün bu süreçte biri birlerini inceltip gücendirmemelerini isterdim.
Velhasıl, ben bir genel başkan olsaydım tükendiğimi anladığım an kimselerin demesine meydan vermeden otağımı kendim toplar, arkamdan gelenlere fırsat verirdim. Herkesi bir genel başkanlık yarışına sokar, bir ağabey gibi bu sürecin birlik ve beraberlik içinde sonuçlanmasını sağlardım.
Genel merkezin en üst katına kendime bir oda yaptırır herkesin beni sayıp, sevmesini beklerdim. Elimde kocaman ve uzunca bir çubukla aşağıda yanlış yapanları küçük dokunmalarla uyarmaya çalışırdım.
Eeee ne yaparsın. ?Her yiğidin bir yoğurt yiyişi vardır? ya,
Kimseler üzerine alınıp ta huylanmasın.
Bu da benim yöntemim, bu da benim tarzım olurdu.
