Her ilde yerel televizyon ve gazeteler; o ilin gelişmesini, ileriye dönük hamle yapmasını takip eden, yön veren yerel yönetimleri gerektiği zaman öven, gerektiği zaman da yerden yere vuran bir çalışma içerisinde olması gerekirdi. Bizde yerel televizyon yok. Bunda konuda da ihmali olanlar kimlerse utansınlar. Anadolu’da, bizden çok küçük il ve ilçelerin yerel televizyonları var. Yerel basın ildeki tüm çalışmaları adım adım takip ederek çalışanların daha iyi olması için dürtü yapmalıdır. Yerel televizyon getirmiyorlar veya gelmesi için çalışmıyorlar. Çünkü foyaları açığa çıkacak. Sorunlar insanların gözünün içine baka baka anlatılacak. Yalanlar deşifre olacak. Herkesin postu yere serilecek. Eyy siyasiler! Şimdi durumunuz çok iyi görünüyor allama ile pullama ile durumu götürüyorsunuz. Şunu iyi bilin ki bu hep böyle gitmez. “Sultan Süleyman’a kalmayan dünya size de kalmaz.”
Tabi gönül ister ki tüm gazetelerimiz yapıcı yönde mevzi alıp ilin valisine, belediye başkanına, daire amirlerine yaptıkları iyi şeylerde yanlarında olup, kötü gidişatları gün yüzüne çıkararak sorunların kamuoyunun gözü önünde bir an önce menfi yönde sonuçlanmasına yardımcı olmaktır. Ben açık ve net olarak şunu söyleyeyim ki yetkili yerde babam da, oğlum da olsa doğruları eksikleri söyleyeceğim. Dost doğru olanı söyler ve dostunu doğruya götürür. Sonunda hem kendi hem de dostu kazanır. Pohpohlama yağcılık ve şakşakanlıkla ilerlenen yolun sonunda kimsenin yanında kalmadığını gördüğünde iş işten geçmiş olacak.
İlimizde yönetimlerin kötü gidişatına muhalefet eden yerel basınımız yok denecek kadar az ve cılız. Böyle olunca da yöneticilerimiz her gün aynanın karşısına geçip “Söyle güzel ayna benden güzeli var mı?” diye söylenmekte, her gün kendisini biraz daha beğenmektedir. Hâlbuki ileriye gitmenin, gelişmenin, ortamları değiştirmenin en büyük nedeni insanın kendisini tenkit etmesidir. Etraftan gelen uyarı ve söylemlere kulak vermesidir. Bu konuda az da olsa, zor da olsa bu görevlerini yapmaya çalışan gazetelerimizi ve gazete patronlarımızı kutluyorum.
Bu ve bunlara benzer sebeplerden dolayı gazetelerimize ve gazete patronlarımıza büyük görevler düşmektedir. İleride yaşadığımız şehrin daha iyi daha müreffeh daha yaşanılacak bir yere gelmesini istiyorsak bizler de üzerimize düşe görevleri en iyi şekilde yapmamız gerekir. İleride çocuklarımıza torunlarımıza sorunlu bir il bırakmamak ve onların daha iyi bir şehirde çok iyi ortamlarda olması için üzerimize düşenleri şimdiden yapmamız gerekir. Eğer bunları yapmaz da “Padişahım çok yaşa, padişahım çok yaşa.” diye bağırırsanız, bugün kazanabilirsiniz ama ileride kesin kaybeden sizler ve toplum olur unutmayalım.
