Eskişehir´in Seyitgazi ilçesinde yaklaşık on yıl İlçe Milli Eğitim Müdürü olarak görev yapmıştım. İl´deki yapılan toplantı ve gezmelere gittiğimde Hamam Yolu´nda birkaç tur atıp ilçeme öyle gelirdim. Eskişehir´e bir şekilde yolu düşen hemen herkes, hamam Yolu´na uğramışlardır.
Eskişehir parkları, Balmumu Heykelleri Müzesi, Porsuk nehri üzerindeki plajı ve etrafındaki kafelerle tarihi yapısına uygun ?akustik´ bir görüntüye kavuşarak Orta Anadolu´nun gezmeye görmeye değer çağdaş, güzel bir şehri olmuştur.
Arabamı uygun bir yere park ettikten sonra Hamam Yolu´nda Sıcak Sulara doğru yürümeye başladım. O günkü ihtiyaçlarımıza göre dükkânlara bakarak giderken, dükkânın birinden Büyükşehir Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen´e çok benzeyen birini çıkarken gördüm. İçimden, insanlar çift yaratılmış ne kadar Başkan´a benziyor dedim. Kişiyi takip ettim dükkânları atlamadan birinden çıkıp diğerine giriyordu. Yüzünde doğal bir gülümseme ile simitçi, boyacı, işportacı kimi görse hal hatır sorup, azda olsa sohbet ediyordu.
Öyle ya başkan olsa yanında korumaları, partilileri, yandaşları birçok insan olması gerekirdi.
Dayanamadım, kendisinin biraz önceki çıktığı dükkâna girdim.
-Kardeş dikkat ettiniz mi, az önce buradan çıkan kişi Yılmaz Başkan´a nasıl benziyor.
Dükkâncı kafasını kaldırıp hafif gülümseyerek yüzüme bakarak:
-Ne benzemesi, o gördüğün kişi Yılmaz Başkan´ın ta kendisi.
-Dalga geçme koca yılmaz Büyükerşen yalnız başına gezer mi, hani korumaları nerede?
-Yılmaz Başkan Eskişehir´de yaşayan herkesin ağabeysi, babası, kardeşi, eşi ve dostudur. Koca bir şehir onun korumasıdır. Ona, bütün bir şehir gözü gibi bakar ve korur. Onun korumalarla gezmesine ihtiyacı yoktur.
Ne diyeceğimi bilemedim. Türkiye´nin en küçük ilçesinin belediye başkanının çok eskortlu araba ve sayısız korumalarla gezdiğini gördüm.
Hala doğru mu diye endişeliydim. Hemen oradan çıkıp birkaç dükkân ilerde kendisini yakaladım.
-Başkanım, merhaba, nasılsınız diyerek, kendimi tanıttım.
-Teşekkürler. Sizler nasılsınız. Ben de bugünkü zamanımı esnaf arkadaşların ziyaretine ayırdım. Siz eğitimciymişsiniz, bizim belediye olarak sizlere ne gibi katkımız olur; buyurun bir gün belediyemize beklerim. Eğer belediyemize gelirseniz Seyitgazi ´li hemşerilerimize belediyemiz imkânları ile yardımcı olmak isterim.
-Sayın başkanım şimdi sizin Yılmaz Büyükerşen olduğunuza inandım. Adaylığınızı koyduğunuz her dönem kazanmanız sadece çalışkanlığınız ve dürüstlüğünüz için değil aynı zamanda halktan biri olup büyüklenmeden, kibirlenmeden, halka tepeden bakmadan, doğal yaşamanızla tüm güzellikleri hak etmişiniz.
Gidip tekrar gelmelerle ilinizde yaklaşık on yıl çalıştım. Bu zaman zarfında koca bir şehrin yollarıyla, parklarıyla, tramvayı, kentsel dönüşümüyle nasıl değiştiğini gözlerimle gördüm. Ayrıca Anadolu Üniversite´sinin kuruluşu ve gelişmesine büyük emeklerinin olduğunu da tüm halkımız gibi bende biliyorum. Ne güzel tüm Eskişehirliler kendileri için yaptıklarınızın farkındalar, onlarda sizi gözü gibi bakıp ve koruyorlar.
Doğal, hoşgörülü ve alçak gönüllü tavrı ile benim pohpohlayıcı tavrımdan rahatsız olduğunu sezdim. Seçimlerin olmasına bayağı çok zaman var ama siz şimdiden seçmeninizin yanındasınız dediğimde ?´ Şimdi seçmenimin yanına varıp halını, hatırını sormazsam, seçim zamanı onları ziyaret etmem çok ayıp olur´ ´dedi.
Bunun üzerine söyleyecek fazla söz yoktu. İçimden keşke her şehirde, her partide bir Yılmaz Büyükerşen olsa, sorunlar on yılda çözülse diye mırıldandım. Daha fazla kendisini meşgul etmemek için müsaade isteyerek, başarılar dileyip oradan ayrıldım.
Çünkü daha kendisinin ulaşacağı, gönlünü alacağı, birçok hemşerisinin olduğunu biliyordum.
