Az veya çok Türk insanı demokrasinin nimetlerinden, Cumhuriyetimiz kurulalı yararlanıyor. Cumhuriyetin kurulduğu günlerin şartları ile günümüzü kıyaslayamayız. Altı yüz yıl dünyaya hükmetmiş imparatorluğun parçalanması üzerine kurulan, günün koşullarına ve insanlarımızın hiç bilmediği bir yönetim biçimini getirip uygulamak ne kadar zor olduğunu herhalde herkes kavrayabilir. Koca bir ülkenin külleri üzerine kurulan genç cumhuriyetin yokluk, kıtlık ve büyük imkansızlıklar üzerine kurmaları o günkü inancı, o günkü direnişi, vatan millet sevgisini ne güzel özetlemektedir. Evet. O gün Türk insanının en büyük emel ve isteği yedi düvele karşı gelip yeni bir devlet kurmaktı. Kurdular ve kurulan bu devleti bir kişiye, bir zümreye değil tüm Türk halkının katılımıyla Cumhuriyet i kurarak Türk halkına hediye ettiler. Cumhuriyet yönetimi ülkemizde yaşayan kişiler arasında en çok kadınlarımıza yaramıştır. Kadınlarımız okuyarak hayatın her safhasında söz sahibi olmaya başlamış. Daha önceleri ‘’kadın okur mu?’’inancı ve düşüncesi zorlu geçen zamanlardan sonra günümüzde iyice kırılmaya başlamıştır. Yalnız bu günlerde şunu gördük ki eğitim ülkedeki hangi egemen gücün etkisindeyse o yönde eğitim alarak kadınlarımız kendi haklarının ne olduğunu anlayamadan erkek egemenliği ve başka güçlerin etkisine girmiştir. Bu gün kadınlarımız Atatürk e Cumhuriyetimizin kendilerine getirdikleri hak ve menfaatleri çoğu haberi olmadan bu dünyadan göçüp gidiyorlar. Eğer tüm kadınlarımız bilseler: Seçme ve seçilme haklarını Atatürk ile aldıklarını, Okumaya ve iş hayatına Onunla başladıklarını, Erkek üç defa boş ol deyince babasının evine gitmediklerini, Erkeklerle eşit hakları olup şahitliği kabul edildiklerini, Kişi olarak dağdaki papatyanın, çiçeklerini sayarak sevdi sevmedi sansını çekerek evinin erkeği çocuklarının babası olacak kişi ile el ele tutuşup kırlarda özgürce koşabiliyorsan, yarinlerini başkaları değil de kendin çizebiliyorsan,
Evinde ve ülkesinde erkeği ile eşit hür ve bağımsız şekilde hareket edebiliyorsa, onlarla eşit haklara sahipse tüm bunları Atatürk ve cumhuriyete borçlu olduğunu unutmamalıdır. Türk kadını siz ülkemiz için yüzde elliyi temsil etmektesiniz. Bu ülkenin geleceği için sorumluluklarınız var. Yanlış yaptığınız her şeyde diğer yüzde elliyi de etkilemektesiniz.
Cumhuriyetin verdiği kazanımları bir kaybederseniz bir daha almanız imkansız. Bu durum biz erkeklerin tekrar hükümranlığına yarar. Erkekler az ama sizler çok şeyler kaybedersiniz. Türk kadını Cumhuriyetle bedel ödemeden kolayca birçok haklara kavuştunuz. Haklarınızı kolay kaybetmeyiniz. Bir kaybederseniz, artık ne Atatürk gibi bir lider gelir ne de kadını tutsak eden egemen güçler sizlere bu hakları geri verir. Bunun içindir ki tüm Türk kadını Atatürk ve cumhuriyeti sonuna kadar savunan ve onların yılmaz bekçileri ve koruyucuları olmalıdır. Çünkü sizler en büyük hakları bu değerlerle aldınız. Elbette sizleri hep büyük gibi gösterdiler, çeşitli allı pullu sözler söylediler fakat sizleri hep yerinizi sorduklarında maalesef ‘’Kadının yeri dört duvar arası’’dediler.
Siz kadınların seksen yıl önce kavuştuğunuz ama çoğunun farkında olmadığı kadın haklarına kavuşmak için çevremizdeki ülkelerde’’Arap Baharı’’akımıyla ne kadar canlar gidip ne ocaklar söndüğüne hepimiz şahit oluyoruz. Bütün bunları düşündüğümüzde cumhuriyetimizi kuran Atatürk ve arkadaşlarına neler borçlu olduğumuzu hemen anlarız. Haklarını bir kaybedersen bir daha alman imkansız olur. Anladığında da iş işten geçer. Sizden sonra gelenler ne papatyanın çiçeğini seviyor, sevmiyor diye sayar, ne de sevdiği veya eşi ile el ele sahilde gezebilir. Bu dediklerim aramızda kalsın! Erkeklerimiz duymasın sonra bana çok kızarlar !...
