Son günlerdeki hükümetle cemaat arasındaki savaşta köşe yazarları için bayağı ortamlar oluştu. Ömrünün otuz yedi yılını devlette geçirmiş biri olarak bir dairenin dörtte bir fiyatını toplu olarak alan ve yaklaşık askeri ücretin biraz üzerinde maaş bağlanan bir emekli olarak yazdığım her satırı en az elli kere okumak zorunda kalıyorum. Benimde haydan gelen biraz param olsa idi, birazı da huya gitsin diye biraz desteksiz yazı yazardım. İnanın bunun tam zamanıydı. Doğru olarak bildiğimiz yalnız ispatını yapamayacağımız konuların korkaklığı içinde lafları büke büke ancak bu kadar yazabiliyoruz.
Şimdi o akil insanlarımıza seslenmek istiyorum. Hani Türkiye nin her yerine bir barış elçisi gibi gittiniz ya? Gerçekten o günlerde ne güzel akıllı insanlar gibi herkese akıl dağıtıyordunuz. Her türlü koruma önleminiz alınarak ne nutuklar çekmiştiniz. Hiç utanmadan, hiç sıkılmadan otuz yıldır memlekete kan kusturan bir eşkıyayı nasılda şirin göstermeye çalışmıştınız, ortamları nasılda allayıp pullamıştınız. İnsanlarımızın bir kısmı yinede tüm iyi niyetini göstererek sizleri barış elçisi olarak görmüşlerdi!
17 Aralıkta çıkan büyük yolsuzluk iddiaları ve ondan sonraki emniyet ve yargıdaki olan, kimsenin kimseyi tanımaması, ülkemizin, devletimizin hukuk düzenin bozulması, hukukun üstünlüğü değil, üstünlerin hukukunun uygulanmaya başlanması, koca koca generalleri apar topar içeri alırken, üstünlerin çocukları olunca ifadeye bile gitmemeleri, bence siz akil insanlara yeniden görev düşmemiş midir?
Büyük imparatorluklar kuran ecdadımızın büyüme ve yükselme dönemlerinde adalete büyük önem verdiklerini, gerileme ve yıkılma dönemlerinde ise adaletin yok olduğunu hepimiz biliyoruz. O zaman suç işleyen tüm çocukların babaları kendi çocuklarının cezalarını ve suçlu olup olmadıklarına karar verdiklerinde ceza evinde bir tek suçlu görebilir misiniz?
Şimdi o açılımla olan akillerimizin bu günkü yolsuzluk, rüşvet iddiaları, polis ve yargı üzerinde oluşturulan baskılarında akil insanlarımızca Türkiye nin her yerinde anlatılması gerekir. Hatta bunun sadece insanlarımıza değil bizi yönetenlere bu gidişatın ileride çok tehlikeli durumlar yaratacağını, birilerinin hükümetin kulağına fısıldaması gerektiğidir.
Türkiye de eğer biz vatandaşlık bağları ile biri birimize bağlı ve bu ülkenin eşit vatandaşları isek herkes suçunu kendisi değil bağımsız mahkemelerin vermesi gerekir. Her suçlu cezasını kendisi veya babaları keserse işte o zaman ne suçlu, nede hukuk bulabiliriz. Zenginler ve kuvvetliler her zaman haklı olur. Fakirler ve kimsesizler ise köle olmaktan kurtulamazlar.
Bugünkü basının büyük bir kısmı yandaşlık yapacağız veya başka kaynaklardan gelecek menfaatlerinin kesilmesin diye halkın doğru haber alma haklarını engellemektedirler. Halkımızda bunların taraflı yayınları sonucu denizin altındaki koca bir denizaltının sadece bacasını görebilmektedirler.
Şu anda ülkemizin geldiği son durumda, tüm kurumlarımız büyük bir olumsuzluk yaşıyor. Özellikle emniyet ve yargı üzerinde oluşturulmak istenen baskılar tüm insanlarımızı büyük bir endişeye sevk etmektedirler. Bunun içindir ki açılımı anlatan akil (akıllı) insanlarımızın sahneye çıkıp hükümete akıl vermelidirler. Yoksa sizlerin akıllılığınızın kimseye faydası olmayacaktır.
