Kendilerini hangi devin aynasında görüyorlar bilmiyorum.
“Biz zaten seçimi yüzde bin beşyüz kazandık” diyorlar.
Arkadaşım İbrahim S.ye diyorlar ki : ” Sen yetenekli olabilirsin.
Siyasi konuların analizini iyi yapıyor,bu şehir adına projeler üretiyor olabilirsin.
Yıllarca bir çok siyasi organizasyonda ve X Partisinin kademelerinde, aktif olarak çalışmış olabilirsin.
Hatta ve hatta bu organizasyonları sevk ve idare etmiş te olabilirsin.
Ama bizim listelere yazma kriterlerimize uymuyorsun” diyorlar ve ekliyorlar:
“Biz kesin listeleri Seçim Kuruluna teslim ettikten sonra.
Yani 17 Şubattan sonra, mutlaka ama mutlaka bize gel.. ”diyorlar.
“Gel ve bizi alkışla. Bayrağımızı as. Sloganımızı at. Bize oy topla”
İbrahim S.ye diyorlar ki : “ Biz İl genelleri dağıttık. Meclis üyelerini yazdık.
Belediye başkan adaylarımızda tamam ( Bazı başkan adaylıkları pazarlıkları biraz pahalıya mal olsa da malum kaz gelecek yerden tavuk esirgenmez !!!)
Dağıtılabilecek bir şey kalmadı zaten.Artık gelebilirsin.
Lütfen gel.Allah aşkına gel. Bizi şak şakla ”
“Ne olur gel ! 17 Şubattan sonra bize gel” diyorlar.
“Reis muavinlerimizi belirledik.Müdürlük kadrolarının pazarlığını yaptık .
Büfe yerlerinin ve belediye uhdesindeki düğün salonu olan ve olabilecek yerlerin sözünü verdik.Otopark ve yeddi emin depolarının yeri,taksi durak yerleri ve dolmuş hatlarının pazarlığı tamam.
Hangi birimden kaç tane muvakkat işçi çıkarılacak ve yerine kimleri alacağımızı, kimleri önce sözleşmeli alarak sonra kadroya geçireceğimizi aman sakın kimse duymasın.
Bazı cemaat ve cemiyetlere istedikleri sözler verilerek gerekli temas sağlandı.
Yatırım yapılacak yerlerde kimlere arsa kıyağı,kimlere imar tadilatı kıyağı yapacağımızı,belediyenin davalarını hangi avukat dostumuza vereceğimizi,
Belediyenin akaryakıtını kimden alacağımızı,hangi hafriyatçının kepçesini, hangi dostumuzun arabasını hizmet aracı olarak kiralayacağımızı,Kırıkkale’nin çöp temizlik işini vermek üzere kime göz kırptığımızı, hangi çiçekçiyle,hangi lokantayla,hangi pastaneyle çalışacağımızı belirledik.
İşbaşına gelince yapacağımız işlerin müteahhitlik işlerini kardeş payı olarak taksim ettik.
Bize destek verecek bazı esnaflarla ve bazı basıncılarla yapılacak dayanışmanın şartları konusunda, şifahi olarak mutabakata vardık. Hatta dağıtılabilecek simit tezgahlarının yerinin bile sözünü verdik…..
Artık ne olur bize gel ” diyorlar. Gel bizi alkışla ve bize oy topla.
“Vaay iki gözüm !
Biz seni ezelden beridir severdik zaten. Bize gel” diyorlar.
Hani meşhur deyimlerimiz vardır. (Kabağı kim yediyse gerdeğe de o girsin) denir.
Ya da ( Ne kadar ekmek o kadar köfte ) denir.
Evet….
Sayın siyaset mühendisi ve kendisini dev aynasında gören siyasi parti şefi; Paylaşım bittiyse şayet, O arkadaş listenizle size mutluluklar diliyor ve : ”Ben ne seçim zamanlarında kullanılacak sırtından kurmalı oyuncak ne de satranç tahtasına dizilecek tahtadan yapılma piyon değilim” diyor.
Her şey bittikten sonra O’nu sadece (şak şak) için çağıracaksanız,
(Slogan at,bayrağımızı as, bizi poh pohla) diye çağıracaksanız şayet,
Diyor ki İbrahim S. arkadaş: “Sağolun beyler ! Ben almayayım.Kabağı kime yediriyorsanız, şak şaklamaya da onu çağırın…”
NOT :Özellikle herhangi bir parti ya da adayı kastederek yazmadığımı peşince belirteyim de yazıların altına yorum yazmayı seven bazı dostlar kendini yormasın. YP.
