Kurtuluşa ve medeniyete çağrı

Kurtuluşa ve medeniyete çağrı

?EĞER GELECEKTE HER KONUDA BÜYÜK BİR TÜRK MEDENİYETİ KURULACAKSA BUNUN TEMELLERİNİ MATURİDİ, YESEVİ, FARABİ ÇİZGİSİ SAĞLAYACAKTIR.?

?EĞER GELECEKTE HER KONUDA BÜYÜK BİR TÜRK MEDENİYETİ KURULACAKSA BUNUN TEMELLERİNİ MATURİDİ, YESEVİ, FARABİ ÇİZGİSİ SAĞLAYACAKTIR.?

Kurtuluşa ve medeniyete çağrı

Kırıkkale Üniversitesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Muzaffer Kılıç´ın koordinatörlüğünde gerçekleşen 2. Maturidi Yesevi Otağı Kurultayı bilim insanları, sanatçılar ve devlet adamlarını bir araya getirdi. Kurultayda bilim insanları İslam coğrafyası ve Türk milletine önemli çağrılarda bulundu.  

ÖNEMLİ SUNUMLAR YAPILDI

Maturidi Yesevi Otağı İlmi ve Kelami Araştırmalar Derneği Tarafından Safranbolu´da gerçekleşen kurultay ?Maturidilik ve Yesevilik? konulu sempozyumla başladı.  Gün sonunda Safranbolu Misak-ı Milli Meydanı´nda Kültür-Sanat Şöleni düzenlendi.  Şölende Türk Tarihinin kısa bir izletisi olan Türk tarihindeki liderlerin, bilim ve gönül insanlarının canlandırıldığı Zeybek Ateşi Gösterisi Türk Halk Dansları ile birlikte sahnelendi.   2. gün bilimsel sempozyum ve açık oturumlarda ise Türk dünyasının sorunları ve çözüm önerileri konusu ele alındı.  Program içerisinde katılımcı yazar ve sanatçıların etkinliklerine de yer verildi. Resim sergisi, hat-kaligrafi sergisi, çizgi roman sergisi ve müzik icraları gibi katılımcıların gönül dünyalarını şenlendirici etkinlikler yapıldı.

3 GÜN SÜRDÜ

3. gün ise ?En Stratejik Strateji? adlı konferansla başladı. 3.gün öğleden sonra kurultay katılımcılarıyla Dünya Miras Kenti Safranbolu´nun tarihi ve kültürel mekânları gezildi. Sempozyumlarda birbirinden ünlü akademisyen ve bilim insanları sunumlarını gerçekleştirdi. Kurultayın Genel Koordinatörlüğü´nü yapan Kırıkkale Üniversitesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç Dr. Muzaffer Kılıç Maturidi Yesevi Otağı´nın kuruluş amaçları ve faaliyetleri hakkında bilgiler verdi. 

SİYASET ÜSTÜ FİKİR VE GÖNÜL HAREKETİ

Maturidi Yesevi Otağı´nın 2012 yılında kurulduğunu, siyaset üstü, bir fikir ve gönül hareketi olduğunu ifade eden Yrd. Doç Dr. Kılıç, ?Türk ve İslam coğrafyasındaki büyük sıkıntılı meseleleri, akılcı, çözümcü, dışlamayan, insanları fikirlerinden dolayı kâfirlikle suçlamayan, özgür düşünce ve özgür iradenin en büyük temsilcisidir. Aynı zamanda büyük bir medeniyet kurma felsefesinin temel alt yapısını atan Maturidi ve İslamı, gönül ve toplum hayatında en güzel temsil etme yeteneğini sergileyen akılcı, bilimci, maneviyatçı tasavvuf anlayışı olan Hoca Ahmet Yesevi´nin görüşleri ile temel meselelerin çözümü üzerine duran ve çalışan bir fikir hareketidir. Bunu sağlamak amacıyla, Türk halkını, üniversitelerimizde yer alan, her alandan seçkin ilim adamlarımızla bir araya getiriyoruz. Amacımız halk ile bilimi buluşturmak ve bu şekilde, bir bütün olarak, yani din, mezhep, siyaset ayrımı olmadan, bütün Türk dünyasının ve Türk milletinin önünde aydınlanma meşalesini yakmaktır. Eğer gelecekte her konuda büyük bir Türk medeniyeti kurulacaksa, bunun temellerini Maturidi-Yesevi-Farabi çizgisi sağlayacaktır? dedi.

DÜNYANIN BAŞINA BELA OLDULAR

İslam düşünce tarihine bakıldığında, farklı fikir ve düşünceleri temsil eden İslam aydınlarının insanlık âlemine tıptan felsefeye, musikiden mimariye, astronomiden fiziğe her ilim dalında insanlık tarihine katkıları olduğunu hatırlatan Yrd. Doç Dr. Kılıç, ?Fakat ne olmuştur da İslam medeniyetinin mensupları olan İslam âlemi, günümüzde bu hâle düşmüştür? Değer üretmek bir yana dursun, İslam´ı temsil ettiklerini ilan edenler dünyanın başına bela olmuşlardır. Irak, Suriye, Pakistan, Afganistan ve Afrika ülkelerinde boy gösteren tekfirci, IŞİD, Boko Haram, El Kaide gibi gruplar Sünni bir dini temsil ettiklerini iddia etmekteyken, İran destekli bazı Şii mezhebi mensupları da medyada tam olarak gösterilmemesine rağmen, IŞİD gibi gurupların yaptıklarını aratmayacak bir derecede sadece insan katliamı değil, insanlığın tüm ortak değerlerinde katliam faaliyetlerine devam etmektedirler? ifadelerini kullandı.

ÇOK ACI BİR TABLO VAR

Yrd. Doç. Dr. Kılıç şöyle devam etti: ?Günümüz İslam coğrafyasında ne yazık ki çok acı bir tablo ile karşılıyoruz. Kan, gözyaşı ve zulümler devam etmekte, insan haklarından, eğitimden, sosyal haklarından mahrum, düşünme kabiliyetini kaybetmiş, başına ne gelirse,  ?bu bizim kaderimizmiş´ diyen toplum ve birey olma özelliğini yitirmiş, bilim, teknoloji ve özgür düşüncenin getirilerinin idrakine varamamış bir güruh ile karşılaşıyoruz. Bugün İslam medeniyeti tarihin önünde çökmüş bir durumdadır.?

TEMEL MESELELER GÖZ ARDI EDİLİYOR

?Türkiye´mize bakacak olursak, Özellikle Türkiye´de, son 15 yıldır etkisini gösteren toplumsal cinnet derecesinde, ahlak problemi oluşmuştur. Bugün, Türk toplumunda gelinen nokta artık adi suçların artması yadırganmazken, yolsuzluk, usulsüzlük, kayırmacılık, kadrolaşma, kadın ve çocuklara karşı işlenen cinsel suçlar ve tacizler gibi bir milletin geleceğini hatta bir ülkeyi haritadan sildirebilecek ahlaksızlık türleri, Türk toplumu içinde çılgıncasına artmaktadır. Bunların kaynağı siyasi değildir, siyasi partiler gelip geçicidir. Bu meselelerin temeline bilimsel olarak inilmediği sürece bu toplumsal hastalıklar artık baş edilmez bir hale gelecektir. Bir siyasi partinin gelip bir değerinin gitmesi sorunları çözmeyecektir. Ülkemizde ahlaksızlık artarken bununla birlikte, ülkemizde cami sayısı da artmaktadır. Türkiye cumhuriyetinin temel meseleleri her geçen gün göz ardı edilmekte, suni gündemler ile ülkemiz zaman kaybetmektedir. Bu geçen zamandan binlerce milyonlarca gencimizin, insanımızın hayatı dünyaya ve topluma bir değer katamadan ziyan olmaktadır.? 

TÜRK VE İSLAM COĞRAFYASINDAKİ HALKLAR ALDATILIYOR

?Cenabı Allah tarafından bize indirilen tek ve tamamlanmış bir din olmasına rağmen, günümüzde ılımlı İslam, radikal İslam ve iradelerini şeyhlerine satmış, kökeninde bilgi, duygu ve felsefeden uzak emperyalist ülkelerin ürettiği suni dinler ile Türk ve İslam coğrafyasındaki halklar aldatılmaktadır. Radikal İslam denilen, kökeni tamamen taassup ve fikir özgürlüğüne karşı selefi akımlar sadece Arap coğrafyasını değil,  aynı zamanda, Orta Asya´dan balkanlara kadar büyük bir tehdit olmaya başlamıştır. Artık günümüzde, Orta Asya Türk devletlerinden tutun, Kırım, Kafkaslar ve Balkanlardaki insanlarımızın evlatları,  baba ve dedelerini kâfirlikle suçlayan selefilere akın akın gönül vermektedir. Diğer taraftan ise Türk milletinin dini genleri ile oynayan ılımlı İslamcılar, ?kız çocuklarını okula göndermek haramdır, Türkiye Cumhuriyeti devleti kâfir devlettir, sakalını her gün tıraş eden cehenneme gider´ diyerek şekilci ve iradesini şahıslara satmış tasavvuf anlayışı ile İslam coğrafyasının her türlü konuda felaketini hazırlamıştır. İşte Maturidi ve Yesevi din anlayışı burada devreye girmektedir.?

MATURİDİ GELENEĞİNDE İLİM ÖN PLANA ÇIKAR

Maturidilik´in önemine değinen Yrd. Doç. Dr. Kılıç açıklamalarına şöyle devam etti: ?Maturidi geleneğinde:  ilim-bilgi amelden ve imandan önce gelir. Kuran´ın mucize olmasının en büyük sebeplerinden biri kendini bilime denetleten bir kitap olmasıdır. Kuran´ın en temel referansı ilimdir. Kuran´ın en büyük vasıflarından biri sürekli, ?Neden?? ve ?Niçin?? sorularını sordurur. ?Neden?? ve ?Niçin?? sorularını sormak, yani sorgulamak, Allah´ın bizzat emridir. Kuran, delilsiz, taklidî bir imanı kabul etmez. Maturidi geleneğinde de sorgulamak vardır. Üretici aklın ve düşüncenin değeri vardır, kaderini başkalarının ellerine teslim etmek yoktur.?

DEVLET ADAMININ DİNİ VASFI OLMAMALI

?Maturidi´ye göre devlet adamının dini vasfı olmamalıdır. Eğer olursa halk onu kutsallaştırır, yanlışlarını göremez olur. Hâlbuki devlet adamı, doğru da icraat yapabilir, yanlış da. Doğrular, desteklenir; yanlışlar eleştirilir. Dini vasfı olduğu zaman, ?Allah´ın kaderi´ olarak topluma dayatılır, toplum din ile itaate zorlanmaya çalışılır. Sorgulayan çıkarsa ?Allah´ın hikmetinden sual olunmaz.´ diye susturulurlar. ?Peygamber´in vekili?, ?Allah´ın gölgesi? gibi sıfatları aldıklarından, kendilerini eleştirenleri, Allah´a isyan etmekle itham edip ezebilirler. Nitekim Emeviler döneminde ortaya çıkan durum budur.?

ŞİZOFRENİ BATAKLIĞINA SÜRÜKLEMEKTEDİRLER

?İmam Maturidi, kuranın lafızlarını zorlayıp buna da ilmi ledün veya gizli, kutsal ilimler diyerek anlam çıkarmaya çalışan mutasavvıflara ve gizli bilgi aldığını ya da Allah´tan ilham alarak bilgi üretmeye çalıştığını söyleyen kişilere, şiddetli eleştirilerde bulunmuştur. Günümüzde ise pek çok tarikat ve cemaatler, işlerini rüya ve kendi vehimlerini ilham zannediyorlar. Peygamber ile Allah ile görüştüm, bu konuda şöyle cevaplar aldım diyecek kadar, ruh tababetinin ve şizofreni hastalığının en üst sınırlarında gezinmektedirler. Ruh sağlığı yerinde olan müritlerini de zamanla kendileri gibi derin şizofreni bataklığına sürüklemektedirler.?

SELEFİ AKIMLARININ ÖNÜNE GEÇİLMELİDİR

?Eğer, hukukun üstünlüğüne dayalı, bilimin ve sanatın her alanında büyük keşifler ve başarılar göstermek, müreffeh, sağlıklı nesiller ve yeniden büyük ulu Türk medeniyetini kurmak istiyorsak, bunun yolu Maturidi-Yesevi-Farabi çizgisinde hareket etmektir. Bir an önce, Türk dünyasında Maturidi-Yesevi geleneğinde çalışan akademisyenlerimiz desteklenmeli, özel Türk dünyası Maturidi-Yesevi enstitüsü kurulmalıdır ve bu enstitü bünyesinde yetiştirilen insanlar Ahmet Yesevi dervişleri gibi Türk dünyasını irşad etmelidir. Elinde en az 6-7 bakanlığın bütçesi olan diyanet işleri kurumu ne yazık ki, Türk toplumunun gerçek meselelerine çok uzaktır. Orta Asya da, Balkanlar da ve Kafkaslarda sürekli artan selefi akımların önünün kesilmesi bu çalışmalara bağlıdır. Her ay Türkiye´den binlerce gencimiz IŞİD gibi El Nursa gibi terör örgütlerine katılıyorsa, halkımızın canı, namusu, her köşe başında rastladığımız kenar mahalle şeyhlerinin şeytani planlarına mazur kalıyorsa, bunun çözümü akılcı ve maneviyatçı, sorgulayıcı Maturidi-Yesevi-Farabi geleneğine destekten geçmektedir.?



Anahtar Kelimeler: Kurtuluşa medeniyete çağrı