• Pazartesi 26 ° / 11 ° Sağanak
  • Salı 23 ° / 10 ° Sağanak
  • Çarşamba 27 ° / 10 ° Parçalı bulutlu



HABİLHAN PEHLİVANLI


Türkçe Günü ve halimiz!

Bugün Türkçe Günü ve birçok kişi sosyal medya üzerinden bu günle ilgili paylaşımlar yapıyor ama ne acıdır ki, paylaşımlarındaki Türkçe katliamı almış başını gidiyor!


Türkçe Günü ve halimiz!

Bugün Türkçe Günü ve birçok kişi sosyal medya üzerinden bu günle ilgili paylaşımlar yapıyor ama ne acıdır ki, paylaşımlarındaki Türkçe katliamı almış başını gidiyor!

Dün bir üniversite sayfasında, bir öğretmen tarafından yapılan paylaşımı eleştirip, yazım yanlışlarını düzeltince aklı evvelin birisi çıkmış diyor ki: “Milletin tek derdi bu mu şimdi? Öyle yazılsa ne olur, böyle yazılsa ne olur? Herkes Oxford mezunu mu?”!!!

Bu cümlenin arkasını dünyadaki tüm ünlem işaretleriyle doldursam neye yarar?

Bakın cehaletin seviyesine!!!

Birincisi, bu sayfa bir üniversite sayfası ve kusura bakmayın da “öyle ya da böyle” paylaşım olmaz. Olması gerektiği gibi olur!

İkincisi, milletin tek derdi elbette Türkçenin doğru ya da yanlış yazılması değil! Milletin en büyük derdi bu! Ne diyordu Atatürk: “Türk demek dil demektir. Milliyetin çok bariz vasıflarından birisi dildir. Türk milletindenim diyen insanlar her şeyden evvel ve mutlaka Türkçe konuşmalıdır. Türkçe konuşmayan bir insan Türk harsına, camiasına mensubiyetini iddia ederse buna inanmak doğru olmaz(…) Yalnız milliyetin çok belirgin niteliklerinden biri dildir. Türk milletindenim diyen insan her şeyden önce ve behemehâl Türkçe konuşmalıdır. Türkçe konuşmayan bir insan Türk düşüncesine bağlı olduğunu iddia ederse, buna inanmak doğru olmaz. Hâlbuki Adana’da Türkçe konuşmayan 20.000'den fazla vatandaş vardır. Eğer Türk Ocağı buna müsamaha gösterirse gençler, siyasal ve sosyal bütün kuruluşlar, bu durum karşısında duyarsız kalırsa, en aşağı yüz seneden beri devam ede gelen bu durum daha yüzlerce sene devam edebilir. Bunun neticesi ne olur?”(...) (Taha Toros, Atatürk’ün Adana Seyahatleri, s. 44, 61)

Atatürk bu konuşmayı 17 Şubat 1931 tarihinde Adana’da yapıyor. Ve o günün şartlarını bir düşünün bakalım… Cumhuriyet kurulalı henüz 7 buçuk yıl olmuş. Yokluk, imkânsızlık, yeni bir devleti ayağa kaldırma mücadelesi, sanayileşme, tarımda kalkınma, ekonomi, para pul, işsizlik… Hangi birini sayayım?

Peki, Atatürk, bu şartlar altında tutup da “Milletin tek derdi bu mu, demiş mi?”

Ve gelelim üçüncü mevzuya ki, cehaletin zirve noktası!

Vatandaş diyor ki, “Herkes Oxford mezunu mu?”

Vay insafsız vay!!! Türkçeyi çok iyi bilmek için Oxford’da mı okunuyor?

***

Merhum Oktay Sinanoğlu’nu mutlaka okuyun. Büyük Uyanış, Hedef Türkiye, Bye Bye Türkçe…

Bu kitapları okuduktan sonra ne demek istediğimi daha iyi anlayacağınızdan eminim.

Türkçeyi doğru konuşmak ve doğru yazmak bizim birinci önceliğimiz!

Bugün dünyayı kasıp kavuran virüs salgını en azından bireysel olarak canımızı tehdit ediyor. Oysa yanlış yazılan ve yanlış konuşulan Türkçe neslimizi, soyumuzu, varlığımızı, geçmişimizi ve geleceğimizi tehdit ediyor!

İnanın biraz dikkatli olmak çok zor değil. Türkçe gerçekten çok kolay bir dil. Dilbilgisi kurallarına uymak, yazım ve noktalama hatası yapmadan cümleler üretmek o kadar kolay ki! Elbette her işte olduğu gibi bu işte de bir püf nokta var. O da çok okumak! Ama okurken de seçici olmak! Okurken, mutlaka editör ve redaktör ordusu olan, kaliteli yayınevlerinin kitaplarını tercih edin. Yazarlar da hata yapabilir. Önemli olan, yayınevinin o hataları düzelttirecek uzmanlarla çalışmasıdır.

***

Cüretimi bağışlayın ama gördüğüm yazım yanlışlarını, noktalama hatalarını hep söyleyeceğim. Benim bu cüretimi küstahlık gibi gören lütfen uzak dursun benden. Niyetim kötü değil. Niyetim kimseyi aşağılamak da değil!

Peygamber Efendimiz bir Hadis-i Şerif’te buyuruyor ki: “Kendisine bir ilim sorulup da bunu gizleyen kimseye kıyamet gününde ateşten bir gem vurulacaktır.”

Bazı kaynaklara göre bu ilim yalnızca dini ilimlerdir. Ancak dini hayat kadar ve belki de dini hayattan daha da fazla beşeri hayat ilme, bilime, bilmeye, öğrenmeye, yorumlamaya, sorgulamaya ihtiyaç duyar. O halde hiçbir konunun cahili olmamak gerek. Fazla bilginin kimseye bir zararı yoktur!