İnsanların Yaşam Kaynağı: Sevgi
Tarih: 5.3.2016 04:02:23 / 1196okunma / 0yorum
SERDAR BOZDOĞAN

Sevgi, insanları birbirine yaklaştıran görünmez bağ denilen bir duygudur. Nasıl ki atomun içerisinde nötron, proton ve elektron varsa ve bunları birbirine bağlayan şey çekim kuvvetiyse, canlılar arasında çekimi sağlayan şey de sevgi duygusudur. Sevgiyi doyuncaya kadar yaşayarak hayattan mutlu ve huzurlu bir yaşam sürebiliriz. Bunu temin edebilmek için Kuran ayetlerinden yaratılanı severim Yaratan´dan ötürü mealine mazhar olmaktan geçmektedir. Sevgiyi temin eden hadise duadır. Dil ile dua, his ile dua, hal ile duadır. Dilimizden dökülen güzellikleri kalbimizden, canı gönülden hislerimizle isteyerek onu hayata hal ile dua eşliğinde uygulamaya aldığımız zaman sevgi kalıcı bir şekilde kalbimizde ve zihnimizde canlanmış olacaktır.

İnsan doğasını bilimsel değerler eşliğinde ele aldığımızda karşımıza olumlu ve olumsuz duygu akışı eşliğinde farklı iki seçenek çıkacaktır. Olumlu ve olumsuz duygularla birlikte iyiyi, doğruyu, mükemmeli, sevebilme yeteneği mevcuttur. Bunun yanı sıra yapıcı ve yıkıcı duygularda oluşmaktadır. Yapıcı duygular, insandaki temel duygulardır. Ümit, şefkat, merhamet, iyimserlik, mutluluk bunlardan bazılarıdır. Yıkıcı duygular ise, kin, nefret, garez, kıskançlık, vb. olmakla birlikte egoizmin temel yapı taşlarını oluşturmaktadır.

Kâinatı sevgi yönetiyor ´ diyen Dante eğer günümüz dünyasında yaşamış olsaydı mutlak suretle bu tezini  ancak ve ancak kâinatı sevgi eşliğinde yaşayabiliriz ´ olarak değiştirirdi. Bütün olumsuz hadiselerin temeline bakıp nasıl oluştuğunu ele aldığımızda yıkıcı duyguların canlandırılıp, yapıcı duyguların sindirilmesinden cereyan ediyor olduğunu göreceğiz. Savaşların bütün dünya genelinde bir korku ve akıllarda bir ukde gibi yer edinmesiyle birlikte bunu duyguların psikolojisini ele alarak farklı politikalar emelinde kullanan yapıların olduğu da görülmektedir.

Toplumların uluslararası ilişkiler konulu bilgi yetersizliğinden oluşan fikir çatışmaları, gruplaşmalar ve görünmez düşmanlıklar meydana gelmektedir. Bundan hâsıl olan üzüntü, savaş ve nefret duygusunun ta kendisidir. Bu olumsuz gelişmeyi ancak sevgi duygusunu kalplerde hissedip, beyinlerde canlandırıp, hal ile uygulamaya dönüştürerek temin edebiliriz. Yardımlaşmanın, paylaşmanın, dayanışmanın, bütünleştirilmenin günümüzde o kadar eksik bir kuvvet haline geldiğini gördüğümüzde bunu temin etmenin yollarının acilen oluşturulması gerekmektedir. Bir ülkede milli güç ve kuvvet değerleri sıralandığında ilk sıralarda vatandaşların içindeki sevgi, merhamet ve şefkat duygusu öncelikli tutulmaktadır.

Bize gözün değil, gönlün gördüğü yürek gerek. Düşlerdeki tabir değil, gerçeğe vuslat gerek. Diyen Hz. Mevlâna asırlar önce yapıcı duygulara önem veren nasihatler eşliğinde günümüz dünyasına, toplumlara, milletlere ve insanoğluna önermelerde bulunmuştur. İçimizde var olan sevgi nimetini yapıcı duygulardan ümit ile güçlendirdiğimizde istikrar ve başarı olgusu meydana gelecektir. Ümit insanda yaşama sevincini yükselterek hareket kabiliyetini artırır. Sevgi ile ümit bir araya geldiğinde motivasyon sağlanmış olunacaktır. Sevgi ile ümidi birbirinden ayırdığımız zaman çaresizlik duygusu ortaya çıkar.

İşte bu yıkıcı duygunun oluşumundan kavgalar ve savaşlar meydana gelmektedir. Günümüz dünyasında özellikle Müslüman coğrafyasında cereyan eden hadiselere odaklanırsak yıkıcı duyguların ıslah edilmesi için yapıcı duyguların acilen inşa edilmesi lazımdır.

Eğer insanın sevgi nesnesi karşısındaki olursa, o zaman empati duygusu ortaya çıkar. Bu da kendine yapılmasını istemediğin hareketi karşındakine yapma nasihatiyle bizleri onurlandırmaktadır. İşte bu evrensel barışa giden yolda atılan ilk adımdır. Günümüz dünyasında insanoğlu benmerkezci bir hayat kavramına doğru hızla ilerlemektedir. Doğruyu görmezden gelmelerin karşılığı hep hüsran ile sonuçlanmakta olup kaos ortamını inşa eden bu olumsuz eylemler sevgi ve ümit eşliğinde empati kültürünün yaygınlaşmasıyla doğacak barış duygusu ile ıslah edilmelidir.

Güneşin bile bir zerre sayıldığı kâinatta, kendini büyük görmek, edebe uyar bir şey değil.

Lütfen “ Yaratılanı Yaratandan Ötürü Sevelim”

Anahtar Kelimeler: İnsanların, Yaşam, Kaynağı, Sevgi
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
Divan-ı Hikmet Üniversitesi (19 Mart 2018 - Pazartesi)
Söz konusu vatansa, gerisi teferruattır (06 Aralık 2017 - Çarşamba)
Güçlü bir eğitim sistemi her engeli aşar (20 Eylül 2017 - Çarşamba)
Başarı istiyorsan işi ehline vereceksin (16 Eylül 2017 - Cumartesi)
Siyasette güçlü ve milli bir sinerji gerek (23 Ağustos 2017 - Çarşamba)
Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi Nedir? (24 Nisan 2017 - Pazartesi)
Evet, ama neden Evet? (11 Nisan 2017 - Salı)
İslamofobinin ilacı nedir? (30 Ocak 2017 - Pazartesi)
Üst Aklın Gayrimeşru Çocukları (05 Eylül 2016 - Pazartesi)
Yine Esti Derinden Bir Rüzgârgülü (11 Ağustos 2016 - Perşembe)
Ahtapotun Kolları (Octopus Arms) (02 Ağustos 2016 - Salı)
Üst akıl nedir? (01 Ağustos 2016 - Pazartesi)
Lütfen At İzi İt İzine Karışmasın Artık (20 Temmuz 2016 - Çarşamba)
Neden Hedef Türkiye? (16 Şubat 2016 - Salı)
Ne oldum dememeli insan, ne olacağım demeli! (12 Aralık 2015 - Cumartesi)
Zaferleri temin eden yegâne güç tevazudur! (05 Kasım 2015 - Perşembe)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Sağlık
3. Sayfa
Teknoloji
Magazin
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar