• Pazar 29 ° / 14.2 ° Bulutlar
  • Pazartesi 21.2 ° / 8.6 ° kırık bulutlar
  • Salı 18.3 ° / 9.4 ° Açık hava

BİLGEHAN CANTEKİN


HANGİ KÖPRÜYÜ YAPMAK DAHA ÖNEMLİ

Ülkede çok önemli ekonomi ile ilgili olaylar olabilir.


Ülke genelinde çok önemli siyasal hareketlenmeler olabilir. Bu konularla ilgili olarak; onlarca Tv kanalında, ulusal gazetelerde ve haber sitelerinde son derece profesyonel haber ve yorumlar yapılıyor zaten.

           Dolayısıyla bir yerel gazetenin (naçizane) yazarı olarak daha çok -yerel- konularda yazmaya çalıştığımı ve yine bugünde bu nedenle yerel bir konuda yazmaya çalışacağımı belirterek konuya girmek istiyorum.

            Partilerin genel merkezlerindeki yetkililerle bağ ve bağlantı kurarak, en küçükten en büyüğe kadar herhangi bir makama gelmiş ve gitmiş, hiçbir vatandaşı sevemedim.

            (Taban) diye tabir edilen ve seçim zamanlarından çoook önceleri partilerinin yükünü çekmiş, partisi için ter akıtmış, aylarca yıllarca emek vermiş insanların adaylık zamanları geldiğinde bir kenara itildiği ve birilerinin paraşütle bazı makamlara geldiği ve getirildiği usul ve yöntemleri hiç sevmedim-sevemeyeceğim.

            Partilerde liyakate önem verilmemesini, ahde vefaya değer verilmemesini, şahsi menfaatlerini parti menfaatlerinin üzerinde tutanların dar ekipçi kadrolaşma çalışmalarını parti faaliyeti imiş gibi sunmaya çalışmalarını hiç sevmedim-sevemeyeceğim.

             Sadede gel! denilebilir.

1970-1980-1990 yıllarında Kırıkkale de MKE’ye bağlı fabrikalarda Sendika seçimleri çok heyecanlı ve hararetli geçerdi. Sendika şube başkanlığına aday olanlar en az bir sene öncesinden seçim çalışmasına başlar. Şehirde bir seçim bürosu tutar ve tüm fabrikaları tüm atölyeleri bir sene boyunca tek-tek ziyaret ederdi. Şube başkan adayları her işçi ile el sıkışır ve mesajını birebir anlatarak en az bir yıl çalışırdı. (Bu seçimlerde de Aday olmak isteyen kişinin önceden Genel başkandan izin alma mecburiyetini ve liyakatten ziyade bölgeciliğin öne çıkmasını hiç sevmediğimi anti parantez belirteyim) Ancak şu cümlenin altını çiziyorum. TÜM ADAYLAR YARIŞA GİRERDİ ve delege seçimi sonucunda fabrikalar genelinde en çok delegeyi kazanan doğal olarak Şube başkanı seçilirdi.

             80’li yıllarda Sendika şube başkanlığına aday olanların çalışma tarzıyla taban oluşturma çalışması yapan bir (muhtemel aday-adayının) çalışmasını Sosyal Medyada gezinirken gördüm ve sayfasındaki çalışmalarını inceledim.

            Bir süredir yaptığı lobi oluşturma çalışmasını duyuyordum zaten. Şu anda bulunduğu görevi nedeniyle sosyal medyasında niyetini açıkça belirtemediği için bende bu muhtemel adayın adını yazmak istemiyorum. Ancak hedefine ulaşmak için (tepeden-tabana) yöntemini değil de (tabandan-tepeye) yöntemiyle hareket ettiği için, özelliklede -GÖNÜLLER KÖPRÜSÜ KURMAYA GELİYORUZ- sloganına itibar ederek kendisini bu köşeden takdir ettiğimi belirtmek için bu satırları kaleme aldım.

              Makamdan güç alan değil makama güç ve katkı sağlama yöntemiyle -lobi faaliyetinde bulunduğu için- takdir ettim. Bu çalışmaya muhalif olabileceğim tek husus ise bu çalışmanın çekirdeğinde temennim (bölgecilik) hastalığının olmamasıdır.