GÜN GELİR ADAMA SORARLAR BU NE PERHİZ BU NE LAHANA TURŞUSU
Tarih: 8.9.2016 13:37:03 / 429okunma / 0yorum
SERDAR BOZDOĞAN

Ülkemiz gün geçtikçe bölgesinde güç kazanarak kalkınma sahasında hızlı ve emin adımlar ile ilerleyerek yaşadığı coğrafyanın ve İslam aleminin sesi ve alternatif koruyucusu olma yolunda emin adımlar ile ilerlerken bu gidişatın ileriki zaman diliminde erişeceği başarı noktasını gören dost görünümlü gizli düşmanlar müttefiklik maskesi altında içten içe kin ve nefret alevleri fışkırırken maymun gülümseyişi ile etrafa şirin görünmeye başlayıp devlet ve millet arasındaki bağları 17 ve 25 Aralık hadiseleri ile zedeleyerek ayrışmalar oluşturup medya ve basın köstebekleri aracılığı ile uç noktada çatışmacı bir algı ağı kurarak 15 Temmuz da hain bir tavır ile sergilenen işgal ve darbe girişimi ile nihai hedeflerine erişmeyi arzulamışlardır.

Nitekim derin milletin süper gücünü gönül hanesindeki milli mahzende asırlık bir uyanış için istirahate sevk edip daha da gücünü artırmayı hedeflediğini unutan derin illetler tank ve tüfeklere güvenip meydanda palyaçoluk yapmaya kalktıklarında, demirden korkmayan, tank ve tüfeklerden kaçmayan yiğit, vatan ve millet sevdalılarını görünce uzun namlulu tankların burnu hayata küsmüş filler gibi korkudan eriyip gözlerine doğru çakıldığında aslında bu hainliğin kraliçesi, köpeklerinin daha çok kepek ekmeği yemeleri gerektiğini fark etmiştir.

Velhasıl bu hadisenin ehemmiyeti şöyle dursun sonrasında cereyan eden bazı mevzular çorbayı şekerli, çayı tuzlu içmek üzere servis edilmeye başladı ki, tamda burada hop durun bakalım bu ne turşu, bu ne perhiz, bu ne lahana demek icap etti.

Paralel ile mücadele girişimine yüzde iki bin yani yirmi kat destek veren bir Türk vatandaşı ve bir düşünür olarak mutlak gerçeğe giden analizler ile hem hal olmak icap etmektedir tezini savunmaktayım.

Hayatın hiçbir karesinde cukkalı işlere de yönelmemekle birlikte al gülüm ver gülümü de sevmeyen bir Türk olarak meselenin aslı benim için devletin bekası, ülkenin selameti ve milletin saadeti olmuştur.

Geçmiş yıllarda herkesin al takke ver külah dediği zaman diliminde dahi bugünlerde yaşanan illet hadiselerin cehaletin rüzgârı geliyor dediğimde bana kaşlarını çatarak bakan, siyasi ve bürokratik suratların darbe günü telefonu kapatıp ertesi gün çıkıp kahraman edası ile poz vermesi şaşırtmadı desem yeridir.

Şimdi FETÖ-PDY ile mücadele içerisinde olduğumuz günümüzde ilan edilen OHAL in layığı ile işlemesi için devlet mekanizmasının titiz ve sağlıklı bir süzgeç eşliğinde eleme yapıp nihai sonuca ulaşması gerekmektedir.

Hainler ortada cirit atıp siyasi mekanizmaların kapısında pinekleyerek göz diktikleri makamlara erişmek için takla atarken lütfen özenle ve güzelce söylüyorum bu işler devletin bekası uğruna verilen bir mücadeledir.

Cumhurbaşkanı öncülüğünde ve başbakan eşliğinde yürütülmesi gerekilen ve ana tahkikatın kurumsal olarak milli güvenlik kurulu koordinatörlüğü içerisinde ilerlemesi gerekilen bir operasyon olması gerekmektedir.

       Üç günlük dünya için fırıldak olan tiplerin hiç hak etmedikleri görevde devlete, millete ve ülkeye katacağı hiçbir değer yoktur. Alt makamdakini ezip üst makamdakine yalakalık yaparak şirin gözüken, 28 Şubat döneminde dosya onayına giderken şarap yudumlayıp amirine sizdenim diyen, bugünlerde ise cepte takke, mescitte ön saf kapmaca, lavaboda efendim sizde mi abdeste geldiniz bende gelmiştim diyerek müdürüne kurulanması için selpak uzatan yapay Pinokyo şahsiyetlerle karşılaşmanın devlete vereceği destek şöyle dursun, düne kadar FETÖ- PDY saflarında cirit atan kişiliksizlerin bugün gökkuşağının altından geçip kirlerinden arınma ütopyasına bürünerek siyasi merkezlerden makam talep etmeleri, neden diye sorduklarında efendim ben FETÖ´ den ayrıldım diyerek sanki gâvur iken Müslüman olmuşta beni birde hacca gönderin der gibi pislikleri ile utanacağına satılmış ruhları ile küstahça koltuk kapmaca oyununa gidiyor olması çok acı bir durum ile karşı karşıya kaldığımızı göstermektedir.

Daha da vehim olanı, yakın çevrelerin FETÖ-PDY oluşumu içerisinde yer alıp 15 temmuz dan sonra deşifre olanların yakınlarına baktığımızda hala makam sahibi olmaları da bir ayrı ülke sancısı haline gelmiştir.

Ümit ediyorum ki ilgili yetkililer yetkilerinin gereği ülke, devlet ve millet selameti açısından gerekli tedbirleri alçaklardır.

Hiç kimse devletin sinir uçlarının mutlak gerçekleri görmediğini ve bilmediği gibi bir yanlış düşünceye kapılmasın.

Dün eski genelkurmay başkanını tutuklayan savcı ve hakimleri, paşalara haksız yere kelepçe takan amirleri, bakan çocuklarına baskında utanmadan lahmacun ısmarlatan emniyetin yüzkaralarını, devletin bekasını hiçe sayıp istihbarat müsteşarına tuzak kuranları, medya köstebekliği ile devlet sırlarını özgür basın diye bir tarafını yırtarcasına bağırıp ifşa edenleri, mahkeme salonunda yabancı misyon temsilcileri ile göz kırpıp flört yapan medya artistleri, sınırda askerini yem eden vatan hainlerini ve bil hassa ülkenin başkomutanı olan cumhurbaşkanını ve meşru hükümeti hedef görenler devlet tarafından nasıl bir bir bertaraf edilip temizlendiyse onlardan artakalan ama kamufle olup kriptolu şarlatanlar, size de sıra geleceğini unutmayın.

Bugün gördüğüm tablo, daha ortada henüz bitler korkudan pire iken devlet ve millete gönülden bağlı yiğitlerin er meydanına çıkıp FETÖ-PDY ile canla başla hayatları tehdit edilmesine rağmen korkmadan, yılmadan ve yorulmadan mücadele ederken bugün bu yiğitlerin şuuru bozuk zihniyetsiz bazı kriptolu fetoşcular tarafından iftira ve yanlış istihbarat oluşumu ile kara propagandaya maruz bırakılarak devlet ile bağları arasında sekte vurulmak istenmektedir.

Bu eşek ruhlu, katır yüklü, merkep duruşlu bukalemun yüzlü, karakter yoksunu, şeref mahrumu kişilikten muzdarip şahısların bilmediği mutlak gerçek;

Ayağını kaydırmak istediğiniz kişiler bu devlete üç göbekten bağlıdır…

Bu yiğitler sizin saydığınız, hor gördüğünüz, sömürmeye kalktığınız asil milletin fertleridir.

Devlet, kendisine sadakat içerisinde asil bir ruh ile gönülden bağlı olan fertlerini gani gani bilmektedir.

Bilmezsiniz ki, asil ruhlarda çiçekler açınca cennet bahçesini andırır.

Asi ve satılık hain ruhlarda dikenli çalılar zibil çöplüğünü anımsatır.

Devlet kimin cennet bahçesini, kimin zibil çöplüğü olduğunu çok iyi bilmektedir…

Anahtar Kelimeler: GELİR, ADAMA, SORARLAR, PERHİZ, LAHANA, TURŞUSU
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
Divan-ı Hikmet Üniversitesi (19 Mart 2018 - Pazartesi)
Söz konusu vatansa, gerisi teferruattır (06 Aralık 2017 - Çarşamba)
Güçlü bir eğitim sistemi her engeli aşar (20 Eylül 2017 - Çarşamba)
Başarı istiyorsan işi ehline vereceksin (16 Eylül 2017 - Cumartesi)
Siyasette güçlü ve milli bir sinerji gerek (23 Ağustos 2017 - Çarşamba)
Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi Nedir? (24 Nisan 2017 - Pazartesi)
Evet, ama neden Evet? (11 Nisan 2017 - Salı)
İslamofobinin ilacı nedir? (30 Ocak 2017 - Pazartesi)
Üst Aklın Gayrimeşru Çocukları (05 Eylül 2016 - Pazartesi)
Yine Esti Derinden Bir Rüzgârgülü (11 Ağustos 2016 - Perşembe)
Ahtapotun Kolları (Octopus Arms) (02 Ağustos 2016 - Salı)
Üst akıl nedir? (01 Ağustos 2016 - Pazartesi)
Lütfen At İzi İt İzine Karışmasın Artık (20 Temmuz 2016 - Çarşamba)
İnsanların Yaşam Kaynağı: Sevgi (05 Mart 2016 - Cumartesi)
Neden Hedef Türkiye? (16 Şubat 2016 - Salı)
Ne oldum dememeli insan, ne olacağım demeli! (12 Aralık 2015 - Cumartesi)
Zaferleri temin eden yegâne güç tevazudur! (05 Kasım 2015 - Perşembe)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Sağlık
3. Sayfa
Teknoloji
Magazin
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar