• Pazartesi 11 ° / -3 ° Bulutlu
  • Salı 13 ° / 0 ° Parçalı bulutlu
  • Çarşamba 12 ° / -1 ° Parçalı bulutlu



ŞEYMANUR ÇALIŞKAN


Gizlim


Hâlâ sesimden sesine, gözlerimden gözlerine amansız ağıtlar yakıyorum. Uzansam da tutamayacağımın ilk kez bu kadar farkındayım belki, fakat eksilmiyor rüyalarımın aydınlık pencerelerinde suretin. Hiç korkmadığım kadar korkuyorum belki, belki de hayatımın en cesur eylemini gerçekleştiriyorum kim bilir. Bir şiiri vardır Yavuz Bülent Bakiler´in: ´Sözde senden kaçıyorum dolu dizgin atlarla...´ Şiir bu ya, bende ´Senden kaçıyorum sessiz sedasız ipekten kanatlarla...´

Kendi kendini yurdundan koparmak ya da sürgün edilmek bu senden kaçışlarım. Oysa ben harfleri silinmiş bir daktilo addetmiştim kendimi. Öylesine tamamlanamamış cümleler aktaran kağıtlara...Bir çocuğun dahi okuduğunda dimağının almayacağı öyküler türetmiştim. Bundan mıdır uzun zamandır yazmayışım?

Yahya Kemal´in gemisi gelir sonra aklıma. Gitmeleri ölüm gibi onurlu kılan, ölümün asaletine şiirler yazan, aşk uğruna kara bir tabutu gemi yapan şair. Limandan sessizce yol alan ölümün ardından Beyatlı; sallayamamıştır ne mendil ne de bir kol. Nihayetinde ölüme uğurlamıştır sevdiğini...

Destina´nın şiirleri vardır bir de. Aşktan kaçışlarını, aşk şiirlerinden bir adım önde tutmuş, bu yüzden hiç şair olamamış Destina. Silinmiş harflerini hiç tamamlayamamış, sesini adına şiir yazılmamış milyonlara ulaştırmak isteyen...

Sezai Karakoç´un Mona Roza´sını da bilirim. İsim kahramanı Muazzez Akkaya. Fakat değinmeyeyim bu şiire. Zira hikayesi bende, sızısı Sezai Karakoç´ta bir hayli derin...Üstelik tıpkı ilk günkü gibi.

Kendimi kimi zaman Nazım´ın Piraye´siyle, kimi zaman Özdemir Asaf´ın Lavinia´sıyla özdeşleştirdim. Sonraları öğrendim Lavinia´nın hak etmediğini o güzelim şiirleri, Lavinia olmaktan vazgeçtim. Oysa Piraye öyle mi? Nazım Hikmet yazamamış onun sevdalı yüreğini, kızıl saçlarını yazdığı gibi.Zaten kıymetini de bilememiş Piraye´sinin, düşmüş bir Vera´nın peşine. Kabul et Sayın Hikmet, yüreğin muhteşem değilmiş şiirlerin gibi...

Nerede şimdi vaktiyle Destina´ya yazılmış bir defter dolusu şiir? Bir mısrasına dahi gözlerimin değmediği, haydan gelip huya giden, şahsıma adanmış mısralar hangi kayboluşta yitirilmiş? Ki ben kağıda umut umut akıttığım onca dizenin arasına gizlememişsem bir çift yeşil cennet bahçesini, bana da yazıklar olsun, tıpkı Nazım Hikmet gibi!

Oysa gizledim ben, o gözlerin hiç değmediği mısraların hırçınlık hissiyatlarının kabul edilemez reddedilişliklerine. Bir sır gibi gizledim de seni, kimselere sezdirmedim. Gizledim, güneş yoksa umut astığım ve umut umut baktığım içimin gökyüzüne.Yani ki, kabullendiremedim boynunu bükmeye hazır umutlarıma Bakiler´´in dizelerini, yoksaydım:

Sözde senden kaçamadım dolu dizgin atlarla,

Senden kaçamadım sessiz sedasız ipekten kanatlarla...