1

HEMŞEHRİMİZDEN, TÜRK TARİHİNE ÖNEMLİ HİZMET

2

Ahilik Haftası “sessizce” kutlanıyor

3

Yahşihan Belediyesinden örnek “Türkçe” kararı

4

Kırıkkale’yi “görmeye değer”

5

Zaferin 949. yılında Kırıkkale de yerini aldı

6

Tarihi eser kaçakçılarına aman yok!

7

Çaşnigir yeniden ziyarete açıldı



HEMŞEHRİMİZDEN, TÜRK TARİHİNE ÖNEMLİ HİZMET

Tarihçi-Yazar hemşehrimiz Ümit Doğan, Türk Tarihine damga vuracak önemli bir hizmete imza attı...

HEMŞEHRİMİZDEN, TÜRK TARİHİNE ÖNEMLİ HİZMET

Tarihçi-Yazar hemşehrimiz Ümit Doğan, Türk Tarihine damga vuracak önemli bir hizmete imza attı. Doğan, bölgede yaptığı araştırmalarda, Kurtuluş Savaşımızın son şehitlerinin yattığı yerlere ulaşan Tarihçi-Yazar Ümit Doğan, Pusula’ya yaptığı açıklamada, “Bulunan şehit mezarlarının Kurtuluş Savaşımızın son şehitlerine ait olması yaptığımız çalışmayı daha da önemli kılıyor,” dedi.

Ulusal Medyada da büyük ses getiren konuyla ilgili Pusula’ya açıklama yapan Ümit Doğan, “Kurtuluş Savaşımızın son şehitlerinin yattığı yerleri 99 yıl sonra bulmuş olmanın sevinci ve gururu içindeyiz. Elbette bizim için her bir şehidimiz çok kıymetli, ama bulunan şehit mezarlarının Kurtuluş Savaşımızın son şehitlerine ait olması yaptığımız çalışmayı daha da önemli kılıyor,” dedi.

Doğan, konuyla ilgili olarak yaptığı açıklamada, “Hepinizin bildiği üzere 9 Eylül'de Türk Ordusu'nun İzmir'e girmesiyle Kurtuluş Savaşı'nın son bulduğu yönünde bir algı var. Oysa İzmir, hatta Bursa alındıktan sonra bile ay yıldızın gölgesinde can verenler vardı.  Milli Mücadelemizin son muharebesi, 17 Eylül 1922’de Bandırma’da, Deliklibayır’da yapılmıştı” ifadelerine yer verdi.

 Doğan, açıklamasına şöyle devam etti: “Değerli dostum, Atatürkçü Düşünce Derneği Bandırma Şube Başkanı Serdar Polat ile milli mücadele tarihi üzerine sohbet ederken, dernek olarak kıymetli bir çalışma içerisinde olduklarını öğrendim. ADD Bandırma Şubesi, Türkiye Harp Malulü Gaziler Şehit Dul ve Yetimleri Derneği Bandırma Temsilciliği ve çeşitli üniversiteler bir araya gelerek Bandırma Son Kurşun Platformunu kurmuşlar ve son şehitlerimizin izini sürmeye başlamışlardı.”

“Bandırma 17 Eylül Üniversitesi başta olmak üzere çeşitli üniversitelerden bazı tarihçilerle görüşmüşler ancak kayda değer bir bulguya rastlamamışlardı. Son muharebenin Bandırma’da yapıldığı biliniyordu ancak şehitlerimizin yattığı yerler bugüne kadar tespit edilememiş, bölgeye temsili bir anıt dikilmişti.”

“Serdar Polat, bana bu süreci anlattıktan sonra bir tarihçi olarak görüşümü ve yardımımı talep etti. Kendisine meselenin tarih bilimiyle doğrudan ilgili olmadığını, uzman bir harp coğrafyacısından yardım alınması gerektiğini söyledim. Bu alandaki çalışmalarıyla gurur duyduğum Dr. Selim Erdoğan’a meseleyi açtım. Kendisini incelemelerde bulunması için Bandırma’ya davet ettik.”

“Selim Erdoğan, konuyla ilgili bilimsel hazırlıkları yaptıktan ve mevzileri belirledikten sonra Bandırma’ya geldi. Yoğun programı nedeniyle hemen işe koyulan Erdoğan, iki gün boyunca arazide incelemeler yaptı. İki günün sonunda bize 15 şehidimizin defnedildiği yeri bulduğuna dair güzel haberler verdi.  Bunun üzerine bölgeye gidip arazi çalışmalarına bizler de katıldık. Erdoğan, iki günlük çalışmasında neler yaptığını bizlere kısaca anlattı.”

Kurtuluş Savaşımızın son muharebesi, son süngü savaşı hakkında da belgeler dayanarak bilgi veren Tarihçi-Yazar hemşehrimiz Ümit Doğan, o günü şöyle anlattı:

“17 Eylül 1922... Dikmenbayırı o günün gecesinde 18. Tümen'in eline geçmiş, Yunan 27. ve 30. Alaylarının Bandırma iskelesine doğru çekilmekten başka çaresi kalmamıştı. Ancak General Soumilas, 'Deli Halit Paşa (Kocaeli) Grubu'nun hızını alamayarak tepeden Bandırma'ya inmesinden çekindiğinden, alayları hızla Erdek iskelesine gönderip Bandırma'yı boşaltmıştı. Tabii yakıp, yıkıp öldürerek. Oysa 'pert' durumdaki 18'inci Tümen istirahate geçmişti. Sabah 6'da Bandırma Limanı'nı boş, kenti sessiz gören Halit Paşa 18'inci Tümeni Erikli'ye gönderdi. Harbin bittiğini düşünüyordu. Ancak az sonra uzaktan silah sesleri geldi. Köylüler de Yunanların Erdek'ten çekilişlerini örtmek için Deliklibayır'ı tuttuğunu söylediler. Derhal Mürettep Müfreze (19. ve 20. Hücum Taburları + İzmit Taburu + Yalova Gönüllüleri) Deliklibayır'a sevk edildi. 18. Tümen Erikli'den geri çağırıldı. Müstakil 61. Alay'ın Edincik'e yetişmesi, 1 gün mesafedeki 1. Tümen'in de hızlanması emredildi. Batıda Edincik hattına yetişen 61. Alay'a Karabayır'a, Mürettep Müfrezeye ise Deliklibayır'a taarruz emri verildi. Çok sarp bir arazide, savaş gemileri ve 4 bataryayla korunan 6 Yunan taburuna karşı 5 Türk taburu ve cılız bir topçu desteği vardı. Taarruz saat 10’ da başladı.”

“Destek kuvvetleri yoldaydı ama zamanında yetişme şansları yoktu. Buna rağmen 61. Alay saat 16’da Karabayırtepe'yi ele geçirdi. Ama 19. ve 20. Hücum Taburları Averoff Zırhlısının topları nedeniyle ilerleyemiyorlardı. İhtiyattaki Yalova Gönüllüleri de ilk hatta sürüldü. Gece olurken Mürettep Müfreze Yunan hatlarına yanaşmıştı ama direneği düşürememişti. Soumilas ise Ocaklar'daki iskeleye gönderdiği alay dışında son birliklerini de vapurlara yüklemeyi başardı. 18 Eylül saat 06.00'da Erdek, 12.00'de ise Ocaklar'dan tahliye tamamlanmış, Averoff ve refakatindeki birkaç savaş gemisi dışında denizde bile Yunan kalmamıştı. Ana karayı Kapıdağ Yarımadasına bağlayan berzahtan geçen Türk birlikleri harbin bittiğini anlamıştı. Böylelikle Kurtuluş Savaşı sona ermiş, Anadolu topraklarında tek bir Yunan bile kalmamıştı.”

“Deliklibayır Muharebesi'nin bedeli burada vatana eklenen 73 Mehmet'ti” diyen Doğan, sözlerini şöyle tamamladı: “İşte bu Mehmetlerden 15’inin defnedildiği yer, yaptığımız çalışma sonucunda bulundu. Bundan sonra ne yapılacak? Toprağın bitki örtüsünden temizlendiği Eylül-Ekim aylarında bölgede jeo-radar çalışması yapılacak. Şehitliğin etrafı çevrilecek, bir anıt ve Türk bayrağı dikilerek şehitlerimiz huzur içinde uyumaya bırakılacak.”